(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/18309 E. , 2012/423 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebebe dayanılmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine, buna bağlı yasal haklarının hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacının çalışma süresi içinde görevini ifa ederken işyeri kurallarına aykırı, disiplinsiz davranışlarının gözlendiğini, uyarılara rağmen olumsuz davranışlarının devam ettiğini, son olarak da bir arkadaşının aracının muayesinde personel bağımsızlık ve tarafsızlık kurallarına aykırı davranışının tespit edildiğini, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu"nun 25/II-h maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece fesih gerekçelerinin somut olarak ortaya konamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun"un 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut olayda; dosyaya sunulan çok sayıda savunma isteme yazıları ve altındaki savunmalarda davacının çeşitli araçlardaki kusurları görmediği sabittir. Davacıya bu sebeple
verilen 17/02/2009 tarihli disiplin cezasına itiraz da etmemiştir. Son olarak 12/12/2009 tarihinde istasyona periyodik muayene için gelen 01 J 0022 plakalı aracın sahibinin arkadaşı olduğu için işyerinin personel bağımsızlık ve tarafsızlık kurallarına aykırı davrandığı, müşterilerin girmesi yasak olan istasyonun arkasındaki jeneratör yanında özel görüşme yaptığı tespit edilmiş ve savunması istenmiştir. Davacı savunmasında tevil yollu beyanıyla arkadaşı olduğu için araç sahibiyle ilgilendiğini, "yardımcı" olduğunu belirtmiştir. Hatalı muayene edildiği belirtilen 01 J 0022 plakalı aracın muayene belgelerinin incelenmesinde, 12/12/2009 günü saat 12.26"da verilen raporda araç ağır kusurlu olduğundan muayenesinin onaylanmadığı, aynı gün saat 16.26"da verilen raporda bu kez hafif kusurlu olduğu belirtilerek muayenesinin onaylandığı görülmektedir. Her iki raporda da davacının imzası bulunmamaktadır ancak tevil yollu beyanlarında araç sahibi arkadaşı olduğu için muayene esnasında yardımcı olduğunu kabul ettiği görülmektedir.
Davacının yaptığı iş araç muayenesi olup yayaların, şoförlerin ve araçta taşınan insanların can güvenliğini ilgilendirmektedir. Davacıdan savunma istenen davranışlar, davacının tüm savunmalarında "hata yaptığını" kabul etmesi, son olayda arkadaşı olduğunu kabul ettiği kişinin aracındaki kusurlar ve kusurlarına rağmen aynı gün birkaç saat arayla (araçta herhangi bir tamirat yapılarak kusurunun giderildiğine dair bir belge de olmamasına rağmen) iki farklı rapor verilerek aracın muayenesinin onaylanması, davacının tevil yollu beyanları ve işverence muayenenin usulsüzlüğünün tespit edilmiş olması dikkate alındığında; davacının uyarılara rağmen işini gereği gibi yapmadığı, işini yaparken doğruluk ve bağlılık kurallarına uymadığı sabittir.
Dava konusu olayda davacının davranışının, işverenin güvenini kötüye kullanma niteliğinde olduğu ve haklı neden oluşturduğu açıktır. İşveren tarafından iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun"un 25/2-h maddesine dayanılarak feshedilmişse de hukuki niteleme mahkemeyi bağlamaz. Buna rağmen davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun"un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 66,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 23/01/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
.