21. Hukuk Dairesi 2017/1264 E. , 2018/9092 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ............nden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacıların iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, müteveffa sigortalı ............, davacı ... ve ihbar olunan ............"in davalılardan ............ şirketinin işçileri oldukları, işveren ............ şirketinin yönetim kurulu üyesi olan ............ Ateş"in faaliyet konusu aynı olan diğer davalı ............ şirketinin müdürü olduğu, olay tarihinde müteveffa ............, davacı ... ve ihbar olunan ............"in ............ şirketindeki mesaileri bittikten sonra ............ şirketinin işyerinde fazla mesai yapmak üzere görevlendirildikleri, diğer işyerine gitmek için ihbar olunan ............"in aracına bindikleri, ............"in sevk ve idaresindeki aracın kaza yapması neticesinde davacılar murisi ............"in vefat ettiği, davacı ..."in yaralandığı, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporlarında trafik iş kazasının meydana gelmesinde ihbar olunan ............"in %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı yasanın 11. maddesinde iş kazası, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısyla, sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri durumlarından birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olay olarak tanımlanmıştır.
Öte yandan, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun “İstihdam edenlerin mes’uliyeti” başlığı altında düzenlenen 55. maddesinde, “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mes’uldür” hükmü öngörülmüştür.
Anılan maddede deyimini bulan, istihdam edenlerin, müstahdemlerinin eylemlerinden sorumlu tutulmaları ilkesi, kendi yararı için başkasını çalıştıran kimsenin, bu işin ifasından meydana gelecek zarar tehlikesini bazı şartlar altında üzerine alması esasına dayanır. İstihdam edenlerin sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır. İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder..
Bu noktada, Borçlar Kanununun 55. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.
Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması ............ alınır. (01/11/2017 tarih 2017/17-1315 Esas, 2017/1239 Karar sayılı HGK Kararı)
Somut olayda, davalı ............ şirketinin işçisi olan ihbar olunan ............ tarafından sevk ve idare edilen aracın davalı ............ şirketine gitmek üzere seyir halindeyken kaza yapması nedeniyle, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacılar murisi ............"in ............ ve davacı ..."in yaralanmasından kaynaklanan zararlardan, kendi kusurları bulunmasa bile, ihbar olunan ............"in %100 kusurundan dolayı, davalı ............ şirketinin adam çalıştıran, davalı ............ şirketinin ise ............ şirketi ile arasındaki organik bağdan dolayı yine adam çalıştıran olarak sorumlu tutulmaları gerektiği gözden kaçırılarak bu iki şirket açısından davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davalılar ............ ve ............ şirketlerinin kendilerine izafe edilen bir kusur bulunmasa dahi, yargılamaya konu trafik iş kazasından dolayı meydana gelen ölüm ve yaralanma nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumlu olduklarını göz önüne alarak işin esasına girip oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular ............ alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 10/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.