23. Hukuk Dairesi 2019/988 E. , 2020/666 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde tebligata rağmen taraflardan gelen olmadığı anlaşıldığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya evrak üzerinde incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında, davalı alt işveren şirket bünyesinde çalışan işçilere, iş mahkemesi ilamlarına dayalı olarak girişilen takipler sonucunda, müvekkili kurum tarafından toplam 33.240,00 TL ödeme yapıldığını, yasa ve sözleşme uyarınca bu borçtan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan tutarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yasaya göre dava konusu borçtan davacının sorumlu olduğunu, öte yandan taraflar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, işçilerin esas itibariyle davacının işçileri olduklarını, talep edilen tutarlarının ne kadarının işçilik alacağına ilişkin olduğunun belli olmadığını, iş mahkamesi kararlarında müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tarafların, İş Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, asıl işveren-alt işveren olarak dava dışı işçilere karşı sorumlu oldukları, asıl işveren konumundaki davacının, iş mahkemesi ilamlarına dayalı olarak işçilere ödediği tutarları, alt işveren konumundaki davalıdan rücuen talep edebileceği, davalının, işçilerin kendi bünyesinde çalıştığı dönemle sınırlı olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 16.304,35 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Somut olayda, davacı işveren kurum, iş mahkemesi ilamına dayalı olarak başlatılan ilamlı icra takipleri üzerine, dava dışı işçilere ödediği kıdem tazminatları, ihbar tazminatları, bunların işlemiş faizleri, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin rucuen tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, kıdem tazminatı alacağı yönünden, davalı yüklenicinin hizmet verdiği dönemle sınırlı olarak sorumlu tutulması isabetli olmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere ihbar tazminatı alacağından son işveren konumundaki davalı yüklenici tümüyle sorumludur. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, işçilerin ihbar tazminatı alacakları yönünden de davalı yüklenicinin hizmet verdiği dönemle sınırlı olarak sorumlu tutulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin (1) numaralı bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına aşağıda yazılı harcın temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.