
Esas No: 2020/6152
Karar No: 2022/1013
Karar Tarihi: 18.02.2022
Danıştay 8. Daire 2020/6152 Esas 2022/1013 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/6152 E. , 2022/1013 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6152
Karar No : 2022/1013
DAVACI : … Araç Kiralama ve Servis Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- … Kurumu
DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
14/05/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına İlişkin Tebliğ'in "A.6 Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendinin, "B.2 Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin, "EK1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibarelerinin ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülünün, aynı bölümün "2. Teminat Dışı Kalan Haller" başlıklı kısmının 2., 3., 4. ve 6. maddelerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından; karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası ile trafik kazaları nedeniyle üçüncü kişilerin uğrayacakları zararın karşılanması amaçlandığından gelir kaybı, iş kaybı, kâr kaybı, kira mahrumiyeti gibi tazminat taleplerinin teminat dışında bırakılmasının kamu yararına ve trafik sigortasının hukuki işlevine aykırı olduğu, hasar gören parçanın orijinal parça yerine muadili ile değiştirilmesinin hukuken kabul edilemeyeceği, Tebliğ'in "EK 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan formüle göre, belli bir kilometreye kadar değer kaybı hesaplaması yapılabildiği; örneğin, 100.000 km'nin üzerinde olan araçlarda değer kaybının negatif çıktığı, 100.000 km'nin üzerindeki lüks bir aracın değer kaybetmeyeceğini iddia etmenin ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davalı idareler tarafından; Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin birinci cümlesinde yer alan sıralamanın kamu yararına uygun olduğu, maliyetleri azaltması nedeniyle hem sigortalıya hem de sigortacıya avantaj sağladığı, orijinal parça kullanımının artması durumunda sigorta şirketleri yönünden maliyet artacağından sigorta primlerinin de artacağı, orijinal parça kullanımının sigortalı açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açabileceği, ayrıca orijinal parça kullanımının servislerin kâr marjını yükseltmesi nedeniyle servislerde orijinal parça kullanımının arttırıldığı, bu nedenle dava konusu düzenlemenin yapıldığı, Tebliğ'in "Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünün "2.Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı kısmının 2. maddesinde herhangi bir anlam karmaşasının bulunmadığı, basit onarımla düzelebilecek hususların teminat dışında bırakıldığı, hasarlı bir aracın mülkiyetinin devredilmesi durumunda, mevcut olan hasarın satış bedeline yansıtılacağı, bir kişinin hasar sebebiyle değer kaybını bilerek aldığı ve buna göre bedelini ödediği araç için değer kaybı talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğu, trafikteki kullanım sıklığı yüksek olan ve bu nedenle kaza yapma oranı yükselen araçların değer kaybında sınırlamaya gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, düzenlemenin sigortacı ile sigortalı arasında bir denge kurduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararının gerekçesi doğrultusunda, bozulan kısımların yeniden esastan incelenmesi ve bozulan kısım hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 14/05/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.6. Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendinin, "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının 2. bendinin, aynı Tebliğ'in Ek 1 bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise'' ibaresi ile "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise'' ibaresinin ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülünün, ekler kısmında yer alan Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı 2. bölümünün 2., 3., 4. ve 6. bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, 14/05/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.6. Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendinin, "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının 2. bendinin, aynı Tebliğ'in Ek 1 bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise'' ibaresi ile "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise'' ibaresinin ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülünün, ekler kısmında yer alan Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı 2. bölümünün 2., 3., 4. ve 6. bentlerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onbeşinci Dairesinin 27/06/2018 tarih ve E:2015/6283, K:2018/6101 sayılı kararıyla, dava konusu Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir." şeklindeki birinci cümlesinin ve "Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünün "2.Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı kısmının 2., 3., 4. ve 6. maddelerinin iptaline, dava konusu edilen diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verildiği; kararın taraflarca temyizi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2020 tarih ve E:2018/3193, K:2020/733 sayılı kararıyla Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir." şeklindeki birinci cümlesinin iptaline, söz konusu bendin diğer kısımları yönünden davanın reddine ve "Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünün "2.Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı kısmının 2., 3., 4. ve 6. maddelerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına; Tebliğ'in "A.6 Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendi, "EK1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibareleri ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülüne ilişkin davanın reddi yolundaki hükmün gerekçesiz verildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. maddesi uyarınca, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının düzenlenmesi konusunda Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının yetkili olduğu, Kanun'un 91. maddesinde yer alan, "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü uyarınca, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacının sorumluluğu ile işletenin sorumluluğunun aynı içeriğe sahip olduğu; bu nedenle, işletenin sorumluluğuna dahil olmayan bir zarar için zorunlu trafik sigortasının da teminat sunmasının beklenemeyeceği, Kanun'un 6704 sayılı Kanun ile değişik 90. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların, bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu, söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilerek zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların hesaplanma usul ve esasları konusunda davalı idarenin yetkili olduğunun belirtildiği, 6704 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde yapılan değişiklikle de sigorta kapsamı dışında sayılan hususlara ek olarak; hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kaldığı vurgulanmıştır.
Öte yandan, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanması gereken zararlar, sigortalı tarafından ödenecek olan sigorta primi tutarına doğrudan etki edeceğinden, sigorta sisteminin taraflar üzerindeki yükünün makul seviyede tutulması ve objektif kurallara bağlanmasının, zorunlu sigorta sisteminin sürdürülebilirliği ve uygulama birliği sağlanması açısından zorunlu olduğu açıktır.
Bu durumda, Kanun'un verdiği yetkiye uygun olarak düzenlenen Tebliğ'in dava konusu edilen A.6. Teminat Dışı Kalan Haller başlıklı bölümün (k) bendinde ve Ek 1 bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise'' ibaresi ile "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise'' ibaresinde ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülünde, üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmamaktdır.
Açıklanan nedenlerle, İdari Dava Daireleri Kurulu kararı uyarınca bozulan kısım hakkında davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/06/2018 tarih ve E:2015/6283, K:2018/6101 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2020 tarih ve E:2018/3193, K:2020/733 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine; bozulan kısım hakkında Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Dava; 14/05/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına İlişkin Tebliğ'in "A.6 Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendinin, "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin, "EK 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibarelerinin ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülünün, aynı bölümün "2. Teminat Dışı Kalan Haller" başlıklı kısmının 2., 3., 4. ve 6. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının 2. bendinin "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir." şeklindeki birinci cümlesinin, "Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" bölümünün "2.Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı kısmının 2., 3., 4. ve 6. bentlerinin iptaline; "A.6. Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendi, 2.1. fıkrasının ikinci bent birinci cümlesi haricinde kalan kısımları, "EK:1 Değer Kaybı Hesaplaması” bölümünde yer alan '"Araç Km'si 15.000 ve altında ise'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise'' ibareleri ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülü yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca Daire kararının, dava konusu Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir." şeklindeki birinci cümlesinin iptaline, söz konusu bendin diğer kısımları yönünden davanın reddine ve "Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünün "2.Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı kısmının 2., 3., 4. ve 6. maddelerinin iptaline ilişkin kısmının onanmasına; Tebliğ'in "A.6 Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendi, "EK1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibareleri ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülüne ilişkin davanın reddine yönelik hükmün ise, herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, ilgili mevzuatın yorumu ve iptali istenen düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi yapılmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, bozma kararı göz önünde bulundurularak, bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Geçici 2. maddesinin 4. fıkrasında, "Kapatılan Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılmış ve açılacak olan adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde Kurum taraf sıfatını kazanır ve dava dosyaları ve icra takiplerine ilişkin dosyalar Kuruma devredilir." hükmüne yer verildiğinden, Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun davalı sıfatıyla taraf olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatlarının Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilerek Resmi Gazete'de yayımlanacağı düzenlemesine yer verilmiş, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinde de sigorta sözleşmelerinin ana muhtevasının, müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu" başlıklı 85. maddesinde; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne, "İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması" başlıklı 86. maddesinde; "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 90. maddesinde (dava konusu düzenleme tarihindeki haliyle); "Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne, "Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu" başlıklı 91. madde; "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmüne; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. madde; "Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler." hükmüne yer verilmiştir.
Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair 4477 sayılı Kanun'la taraf olduğumuz, Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 1. maddesinde; ''1. Âkit Tarafların her biri, işbu sözleşmenin kendisi bakımından yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde, kendi toprakları üzerinde herhangi bir motorlu taşıtın zarar verdiği kimselerin haklarının, işbu sözleşmenin ek hükümlerine (Ek:1) uygun zorunlu bir sigorta sisteminin kurulması yoluyla teminat altına alınmasını taahhüt eder. 2. Bununla birlikte, her Âkit Taraf, zarar gören kişiler lehine teminatı artırıcı hükümler kabuletme hakkını saklı tutar." düzenlemesine; 2. maddesinde ise, "1. Kendisi tarafından tehlikesiz sayılan bazı motorlu taşıtları zorunlu sigortadan muaf tutma; 2. Millî veya yabancı kamu mercilerine veya hükümetlerarası kuruluşlara ait motorlu taşıtları zorunlu sigortadan muaf tutma; 3. Sigortanın yapılabileceği asgarî tutarı belirleme; hakkını saklı tutar. Bu son halde, ek hükümlerin uygulanması bu suretle belirlenmiş tutarlarla kısıtlanabilecektir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yine Sözleşme'nin 5. maddesinde; ''Bir motorlu taşıtın neden olduğu zararın tazmini zorunlu trafik sigortasıyla birlikte sosyal güvenlik mevzuatını da ilgilendiriyor ise, zarar gören kişinin hakları ve bu iki sisteme ilişkin düzenlemeler yerel yasalar çerçevesinde kararlaştırılacaktır.'' düzenlemesine, 6. maddesinde; ''1. Her Âkit Taraf yerel yasaları, ek hükümlerin dördüncü maddesinin ikinci paragrafında belirtilen normal sigortanın dışında tutma olanağını tanıyorsa, kendi topraklarında hız, mukavemet veya maharet yarış veya yarışmaları düzenlenmesini idarî izne tabi tutmayı taahhüt eder. Bu izin ancak, ek hükümlerle uyumlu özel bir sigortanın, yarışma düzenleyen kişi ve kuruluşların bu hükümlerin üçüncü maddesinde belirtilen malî sorumluluklarını teminat altına alması halinde geçerlidir. 2. Bununla birlikte, geçen paragrafta belirtilen yarış veya yarışmalara katılan araçlarda bulunanların zararlarının tazmini bu sigortanın dışında tutulabilir.'' düzenlemesine, 9. maddesinde; ''1. Her Âkit Taraf, sigorta zorunluluğuna uyulmadığı veya sorumlunun saptanamadığı veya ek hükümlerin üçüncü maddesinin birinci paragrafının ilk cümlesinde öngörülen muafiyet hallerinde meydana gelen zararla ilgili malî sorumluluk nedeniyle zarar gören kişilere tazminat verilebilmesi için bir garanti fonu kurmayı veya eşdeğerde düzenlemeler yapmayı taahhüt eder. Tazminat hakkının tanınma şartlarını ve kapsamını ilgili Âkit Taraf tayin eder. 2. Her Âkit Tarafın yurttaşları, bir önceki paragrafta öngörülmüş hakkı bir başka Âkit ülkede o devletin yurttaşları ile aynı ölçüde ileri sürme hakkına sahip olacaklardır.", düzenlemesine, 10. maddesinde ise; ''1. Âkit Taraflar, yerel yasalarında, motorlu taşıtın sigorta ettirilmesinden kimlerin sorumlu olduğunu tespit etmeyi ve bu konuda tüm uygun önlemleri almayı taahhüt ederler. Âkit Taraflar, gerektiğinde ve ek hükümlerden doğan vecibelere uyulmasını sağlamak amacıyla bu önlemleri cezai ve idari yaptırımlara bağlayabilirler. 2. Âkit Taraflar, ek hükümlerin uygulanmasını sağlamak amacıyla, sigortacılara ve gerektiğinde Garanti Fonu ve Büroya ilişkin onaylama, onayın son bulması veya geri alınması hususları ile bu kuruluşların denetimi konusunda yerel mevzuatlarında gerekli hükümlere yer vermeyi taahhüt ederler.''
düzenlemesi yer almaktadır.
Öte yandan, 6704 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu, söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacağı hükme bağlanarak zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların hesaplanma usul ve esasları konusunda davalı idarenin yetkili olduğu belirtilmiş; 92. maddede yapılan değişiklikle de maddede yer alan sigorta kapsamı dışında sayılan hususlara ek olarak; hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında olduğu düzenlenmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanun'un 6704 sayılı Kanun ile değişik 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "...ve genel şartlarda..." ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin;
"...
34. İtiraz konusu kurallarda sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla sözleşmenin içeriğine yönelik sınırlama öngören kurallar kanunilik ölçütü yönünden Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıdır.
....
38. Motorlu taşıt işletilmesine bağlı olarak üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararı, bedensel zarar, eşya zararı ve manevi zarar Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlali sonucunda ortaya çıkan zarar niteliğindedir. Dolayısıyla karayolunda motorlu taşıt işletilmesini düzenleyen kuralları, bu kuralların ihlali hâlinde uygulanacak idari ve cezai yaptırımları belirlemenin ve uygulamanın yanı sıra motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararın tazmin edilmesini güvence altına almak da devletin görevleri kapsamındadır.
39. Karayolunda motorlu taşıt işletilmesi, üçüncü kişilerin yaşam, maddi ve manevi varlıklarını koruma ile mülkiyet haklarının ihlali riskini içeren bir faaliyettir. Başka bir ifadeyle motorlu taşıt işletilmesi, kişilerin ölümüne, bedensel zarara ve eşya zararına uğramasına yol açma riskini içermektedir. Ölüm sebebiyle ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi ile bedensel zarara ve eşya zararına maruz kalan kişinin bu sebeplerle meydana gelen zararının tazmini esasen motorlu taşıt işletenin hukuki sorumluluğu kapsamındadır. Bununla birlikte zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketinin bu zararlardan dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulmuş olması, zarar gören kişinin Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen haklarının Anayasa’nın 5. maddesiyle bağlantılı olarak korunmasının amaçlandığını göstermektedir.
40. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan birisi aleyhine ölçüsüzlük teşkil edecek şekilde yürütmeye takdir yetkisi tanıması; üçüncü kişinin yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile mülkiyet hakkı yönünden olduğu kadar işletenin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkı yönünden de pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Bu bağlamda anılan konunun düzenlenmesi sırasında ilgili tarafların tümünün menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi gözetilmelidir.
41. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir.
42. Bu çerçevede 6098 sayılı Kanun’a göre zarar olarak nitelendirilmeyen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmesi hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı farklılaşacaktır. Bu itibarla sigorta şirketinin, işletenin sorumlu olduğu tazminatı aşan miktarda tazminat sorumluluğu dahi söz konusu olabilecektir. Bu durum, sigorta şirketi bakımından fakirleşmeye, zarar gören üçüncü kişi bakımından ise sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecektir. 6098 sayılı Kanun’a göre zarar olarak nitelendirilen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmemiş olması hâlinde de işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı yine farklı olacaktır. Bu durumun ise gerçek zararın karşılanmamasına yol açacağı, dolayısıyla işleten ile zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı açıktır. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir.
43. Açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı" olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, 09/06/2021 tarih ve 7327 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlara, "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar" eklenmiştir.
Dava konusu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na ilişkin Tebliğ'in "A.6 Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Tebliğin A.6. maddesinin (k) bendinde, "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri"nin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğu düzenlenmiştir.
2918 sayılı Kanun’un karayolunda motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle meydana gelebilecek zarardan dolayı hukuki sorumluluğu düzenleyen 85. maddesiyle motorlu taşıt işleten ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle meydana gelen destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve eşya zararını tazmin ile yükümlü kılınmış; Kanun'un 90. maddesinde ise, işletenlerin, 85. maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları ise Kanun'un 90. maddesi gereğince zorunludur.
Mali sorumluluk sigortasının sigortalının kanundan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına almak amacıyla zorunlu kılındığı dikkate alındığında, sigortalının hukuki sorumluluğu kapsamında olmayan tazminat taleplerinden dolayı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamamasının işin niteliği gereği olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim, 7327 sayılı Kanun'la 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde yapılan değişiklik de aynı yönde olup; söz konusu değişiklikle gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararların zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğu vurgulanmıştır.
Bu durumda, dava konusu düzenleme ile trafik kazasının doğrudan sonucu olmayan mal varlığı eksilmelerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında tutulmasında üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğ'in "EK 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibareleri ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülüne ilişkin kısmının incelenmesi:
Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı iptal kararı üzerine yeniden düzenlenen 2918 sayılı Kanun'un 09/06/2021 tarih ve 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değişik 90. maddesinde; değer kaybı tazminatının, destekten yoksun kalma tazminatının ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği öngörülmüştür.
Bu çerçevede, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar'ın 15. maddesiyle dava konusu Tebliğ'in "EK 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı kısmının değiştirilmesi ve yeni düzenlemenin de dava konusu düzenlemeler ile bağlantısının kalmaması nedeniyle karar tarihinde hukuken var olmayan düzenleme hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığından, 14/05/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'de yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibareleri ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülü yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Tebliğ'in "A.6 Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin (k) bendi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dava konusu Tebliğ'in "EK 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı bölümünde yer alan "Araç Km'si 15.000 ve altında ise,'' ve "Araç Km'si 15.001 ve üzerinde ise,'' ibareleri ve bu ibarelerin altında yer alan değer kaybı hesaplama formülüne ilişkin kısmı yönünden KONUSU KALMAYAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Dava sonuç olarak, kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren …-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Bakılan davanın, ilk aşamasında taraflar lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine,
5. Davalılar yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara ve müdahile iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
18/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.