22. Ceza Dairesi 2016/1982 E. , 2016/2846 K.
"İçtihat Metni"
Hırsızlık suçundan sanık ..."in 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 491/ilk-son, 62 ve 81/2 maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/06/2003 tarihli ve 2000/1738 Esas, 2003/562 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun lehe hükümlerinin değerlendirilmesi üzerine, sanığın anılan Kanunun 141/1, 35/2 ve 145. maddeleri gereğince 1yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın infazı sırasında anılan kanunun 58/6,7,8. maddelerinin göz önüne alınmasına ilişkin İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/07/2008 tarihli ve 2000/1738 Esas, 2003/562 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 12.01.2016 gün ve 94660652-105-34- 4300-2015- Esas -567- 1959 sayılı yazılı istemine göre anılan kararın kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/02/2016 tarih ve 2016/17317 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmiş olduğu görülmekle, okundu,
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede,
1-01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fıkrasında ise “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhâl uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
2-Sanığın olay günü gündüz yakınanın bulunduğu restorana girerek, sandalyede asılı bulunan çantayı çalmaya kalkışması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun"un 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek, aynı Kanunun 141. maddesi gereğince uygulama yapılmasında,
3-5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramının 765 sayılı Kanun"un 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçüleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlamak dışında benzerliği bulunmadığı, "değerin azlığı""nın 5237 sayılı Kanun"a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar değer olarak az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda uygulama koşulları da
oluşmadığı halde aynı Kanunun 145. maddesiyle cezadan indirim yapılmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu, kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Kanunu"nun 14. maddesi hükmüne, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.01.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanarak 01.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 tarih ve 2015/8 sayılı iş bölümü kararının ceza daireleri ortak hükümler başlıklı maddesinin “bozma veya herhangi bir nedenle daire dışına gönderdiği işlerden geri gelenlere bakarlar” düzenlemesine ve aynı dosyada, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 05/11/2015 tarih ve 2015/12555 - 19974 sayılı kararıyla aynı konuda kanun yararına bozma isteminin TCK"nın 145. maddesi gereğince değerlendirme için iadesine karar verildiğinin anlaşılmasına göre, kanun yararına bozma istemine ilişkin incelemenin Yüksek (2.) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine, 03.03.2016 gününde
oybirliğiyle karar verildi.