Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/4251
Karar No: 2019/5752
Karar Tarihi: 11.11.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/4251 Esas 2019/5752 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir. Davacı, taşınmazdaki payının vekili tarafından eşi olan davalıya satış gösterilmek suretiyle devredildiğini, temlikin muvazaalı olduğunu, satış bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Ancak, davacının taşınmazın bedelinden kaynaklanan tazminat isteği de reddedilmiştir. Yargıtay, satış bedelinin ödenmediğinin anlaşılması halinde vekilin bu bedel nedeniyle sorumlu olacağında kuşku bulunmadığını belirterek, konuda taraf delilleri toplanarak gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bu isteğin reddine karar verilmesini isabetsiz bulmuştur. Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanununda vekalet ve temsil akti ile ilgili hükümler açıklanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2019/4251 E.  ,  2019/5752 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
    -KARAR-
    Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteklerine ilişkindir.
    Davacı, ... parsel sayılı taşınmazdaki 48/470 payının vekili davalı ... tarafından eşi olan davalı ..."a satış gösterilmek suretiyle devredildiğini, temlikin muvazaalı olduğunu, vekil ..."nin vekalet görevini kötüye kullandığını, satış bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa 100.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalılar, satış bedelinin davacıya ödendiğini, davacının 60.000,00 TL satış bedelinin ödenmesi için ihtarname gönderdiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlar, aşamada satış bedelinin 52.500,00 TL"sini ödediklerini, 7.500,00 TL borçlarının kaldığını ve bu borcu da ödemeye hazır olduklarını beyan etmişlerdir.
    Mahkemece, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ..."ın ... Noterliği"nin 01.11.2010 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davalı ..."ı taşınmaz satışı yetkilerini de içerir şekilde vekil tayin ettiği, vekil ..."nin çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazdaki davacı adına kayıtlı olan 48/740 payın tamamını anılan vekaletnameye dayanarak diğer davalı ..."ye temlik ettiği, davacı ile davalı ..."nin kardeş oldukları, davalı vekil ..."nin ise davalı ..."nin eşi olduğu anlaşılmaktadır.
    Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
    Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
    Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden davacıya ait taşınmazın vekil ... tarafından eşi olan diğer davalı ..."ye temlikinde satışın davacının iradesiyle gerçekleştiği vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddedilmiş olması kural olarak doğrudur.
    Ancak, davacı tapu iptali ve tescil isteğinin yanında taşınmazın bedelinden kaynaklanan tazminat isteğinde de bulunmuş ve satış bedeli olarak kendisine bir ödeme yapılmadığını ileri sürmüştür. Hemen belirtilmelidir ki, satış bedelinin ödenmediğinin anlaşılması halinde vekilin bu bedel nedeniyle sorumlu olacağında kuşku bulunmamaktadır. Ne var ki, mahkemece bu konuda taraf delilleri toplanarak gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, davanın konusunun alacak davası olmadığı gerekçesiyle bu konuda araştırma yapılmadığı belirtilerek bu isteğin de reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
    Hal böyle olunca; davacı tarafından davalılara gönderilen ... 37. Noterliği"nin 09.07.2012 tarih ve 15181 yevmiye nolu ihtarnamesi, ... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2012/1 Değişik İş sayılı tevdii mahalli tayini dosyası, tanık beyanları ve diğer deliller de gözetilerek bedelin ödenen kısmı belirlenerek kalan miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi