Davacı vekili, davalıya ait Çankaya şubesinde cari hesaplar yetkilisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, İstanbul işyerine nakli kabul etmemesi nedeni ile feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayanmadığını belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18-21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davalı bankada şubeler muhasebesinin merkezileşmesi kapsamında, Genel Müdürlük bünyesinde Toplu İşlem ve Şubeler Muhasebe Servisi"nin (TİMER) kurulmasına karar verildiğini, şubelerde Kredi Pazarlama faaliyetinden doğan tüzel kişi kredi işlemlerine ait tüm operasyonel işlemlerinin, operasyon servisi sorumluluğundan çıkartılarak Kredi Pazarlama kadrolarının sorumluluğuna verildiğini, şubelerdeki operasyon görev dağılımlarının optimize edilerek verimliliğin artırılması amacıyla Şube Operasyon Norm Kadrolarının Organizasyon ve Kalite Bölümü tarafından yeniden belirlendiğini, davacının çalıştığı şube için belirlenen operasyon norm kadro çalışması sonucu pozisyonuna uygun bir kadro bulunamadığını, Ankara ili içinde de cari hesaplar yetkilisi ihtiyacı bulunmadığını, davacıya İstanbul"da kurulan TİMER"de çalışmasının önerildiğini, ancak kabul etmediğini, iş sözleşmesinin İş Kanunu"nun 7. maddesi uyarınca feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, işverence haklı fesihte ispat yükünün işveren tarafında olup, işverenin davacının iş sözleşmesini fesihte son çare olduğuna dair herhangi bir delil ve bulgu ileri süremediği gibi davacının konumuna uygun faal şubelerde iş teklifi götürmesi gerekirken kolaycılığa kaçarak son çare olan iş sözleşmesinin feshine gitmesinin yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca “işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik
önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21. madde hükümlerine göre dava açabilir.” Getirilen bu düzenleme ile işçinin iş şartlarında esaslı değişikliği kabul etmemesi halinde işveren ya bu değişikliği yapmamak ya da iş sözleşmesini feshetmek zorunda kalmaktadır. Böylece işçi sadece kıdem tazminatı değil, sözleşmenin işveren feshine bağlanan bütün haklarını isteyebilmekte, iş güvencesi hükümlerinden yararlanma koşulları varsa feshin geçersizliğini ve işyerine iadeyi talep edebilme olanağını elde etmektedir. Başka bir anlatımla, işverenin iş sözleşmesinde esaslı bir değişiklik yapmak istediği durumlarda işçinin feshe zorlanması yerine, sözleşmeyi fesih riski işverene yüklenmektedir.
İşçinin sözleşme ile kararlaştırılan işyerinin değiştirilmesi, iş şartlarından esaslı değişikliklere bir örnektir. Keza işçinin yaptığı işin niteliğindeki değişiklik de işçi açısından iş şartlarından esaslı değişikliktir.
İşyerinde iş şartlarında değişikliği gerektirmeyen çalıştırılma imkânı, değiştirilmiş iş şartları altında çalıştırılabileceği başka bir çalışma yerine nakilden önce uygulanması gereken tedbirdir. İşçinin iş şartlarının değiştirilmesi gerekmeden çalıştırılabileceği birden fazla çalışma yeri varsa, işveren bunlar arasından birini seçme hakkına sahiptir. İşverenin talimat verme hakkı kapsamında alternatif tedbirler arasında iş şartlarında ve sözleşme değişikliğine neden olmayacak şekilde bir tedbir olanağı var ise ve bu kapsamda bir çalışma yerinde çalıştırabilecekse değişiklik feshine başvurulmaması gerekir.
Dosya içeriğine göre, davalı bankanın Ankara ilindeki Çankaya Şubesinde cari hesaplar yetkilisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, şubeler muhasebesinin merkezileştirilmesi, kadrosunun merkez işyerine alınması, şubesinde ve Ankara ilinde diğer şubelerde kadrosunun bulunmaması, merkez işyerindeki kadroya da atanmayı kabul etmemesi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Mahkemece yukarda açıklandığı üzere, organizasyon değişikliği gibi teknik bir konuda teknik bilirkişi incelemesi yapılmadan, dosya üzerinden inceleme yapan hukukçu bilirkişinin hazırladığı rapor esas alınarak sonuca gidilmiştir.
Mahkemece, aralarında banka organizasyonundan anlayan bilirkişi heyeti ile gerekirse işyerinde keşif yapılarak, davacının çalıştığı kadro ve pozisyonda organizasyon değişikliğine gidilip gidilmediği, şubede kadrosunun kaldırılıp kaldırılmadığı, organizasyon değişikliğine gidilmiş ve kadrosu kaldırılmış veya değiştirilmiş ise davacının çalıştığı şubede veya Ankara"daki diğer şubelerde görev tanımına uygun bir kadroda, iş şartlarında esaslı değişiklik olmadan değerlendirme olanağının bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise İstanbul"daki merkez işyerine atanmasının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine uygun yapılıp yapılmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.