3. Hukuk Dairesi 2019/3329 E. , 2019/6950 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, ev sahibi olmak için tesadüfen tanıştığı emlakçı olan dava dışı ..."ın kendisini satıcı müteahhit olan davalılardan ... ile tanıştırdığını,bu davalıya ait dairenin kendisine satışı konusunda aralarında gayrımenkul satış sözleşmesi yapıldığını, alıcı olan kendisi ile satıcı olan davalılardan ... arasında yapılan sözleşmenin C)bendine uygun olarak emlakçı olan dava dışı ..."ın düzenlediği "lehdar"" hanesinin boş olarak bırakıldığı sonradan anlaşılan takibe konu bononun yaşlılığından faydalanılarak kendisine imzalatıldığını, gayrımenkul satış sözleşmesindeki yazılar ile takibe konu edilen bonodaki yazıların aynı kişinin elinden çıktığını,söz konusu taşınmazın bankaya ipotekli olduğunu öğrenince almaktan vazgeçtiğini, bu durumu emlakçı ... ile davalılardan ..."e bildirdiğini,bu bildirim sonrası davalı ... ile dava dışı emlakçı ..."ın kötüniyetli olarak kendisini yanıltacak şekilde bononun lehtar hanesine diğer davalı ""..."" ismini yazarak davalılardan ... adlı bir kişiye ciro ettiklerini, davalılardan ..."ı tanımadığını ve bu davalı ile aralarında senet düzenlenmesini gerektirecek bir ilişki bulunmadığını, takibe konu edilen senedin teminat senedi olup tek başına icra takibine konu edilemeyeceğini ileri sürerek, Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2015/2576 sayılı icra dosyasında yürütülen icra takip dayanağı bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...,eldeki davada ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu,esas yönünden ise,davaya konu icra dosyasındaki bononun davalılardan ... tarafından ciro edilerek kendine olan borcuna karşılık verildiğini,bononun vade tarihinde davacının ödeme yapmaması üzerine davacı ve ciranta olan davalılardan ... aleyhine 05.02.2015 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yaptığını, takibe konu bononun kayıtsız ve şartsız bir borç ihtiva ettiğini savunarak,davanın reddi ile lehine %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılardan ... ile ..., cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, 6502 Sayılı Yasa gereğince davalının satıcı veya sağlayıcı olmadığı, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulanamayacağı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine; HMK."nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin iki hafta içerisinde mahkemeye başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "bu kanun her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesi tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakılacak olur ise;davacı eldeki davada dava dışı emlakçı ..."ın kendisini davalılardan satıcı müteahhit olan davalılardan ... ile tanıştırdığını,bu davalıya ait dairenin kendisine satışı konusunda gayrımenkul satış sözleşmesi yapıldığını,alıcı olan kendisi ile satıcı olan davalılardan ... arasında yapılan sözleşmenin C)bendine uygun olarak emlakçı olan dava dışı ..."ın düzenlediği "lehdar"" hanesinin boş olarak bırakıldığı sonradan anlaşılan takibe konu bononun yaşlılığından faydalanılarak kendisine imzalatıldığını,bu senedin lehdar hanesine daha sonra davalılardan ... isminin yazılarak ciro yolu ile de diğer davalı ..."a verildiğini iddia etmektedir.Her ne kadar mahkemece,yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davalılardan ..."in kollukta alınan ifadesine itibar edilmek suretiyle bu davalının satıcı veya sağlayıcı olmadığı ifade edilerek eldeki davada tüketici mahkemelerinin görevli olmadığından bahisle genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi"ne görevsizlik kararı verilmiş ise de, davacının davalılar hakkındaki şikayeti neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı"nca bedelsiz senedi kullanma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde 04.02.2016 tarihinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gözetilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği de dikkate alındığında,davalılardan ..."in söz konusu kolluk ifadesine itibar edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla mahkemece,ilgili resmi kurumlardan gerekli araştırmalar yapılmak suretiyle davalılardan ..."in müteahhit satıcı ya da sağlayıcı konumunda olup olmadığının net olarak tespiti ile eldeki davada görevli olup olmadığının değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi gerekirken,eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK" un 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.