1. Hukuk Dairesi 2016/12261 E. , 2019/6072 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 26.11.2019 Salı günü saat 10:25 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ..."nın maliki olduğu ... ada ... , ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarını satış suretiyle 06.03.2012 tarihinde davalılardan oğlu olan İsmail’e devrettiğini, davalı ...’in ise söz konusu taşınmazları 13.05.2013 tarihinde oğlunun iş arkadaşı olan diğer davalı ...’a satış yolu ile temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davalı ... üzerine kayıtlı taşınmazın bulunmaması nedeni ile husumet nedeni ile davanın reddedilmesi gerektiğini, diğer davalı ...’in ise TMK 1023 maddesi gereği iyi niyetli olarak taşınmazları edindiğini, davalı ...’in oğlu ... ile diğer davalı ...’in ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti adında bir şirket kurduklarını, bu şirket kurulurken ..."nın ekonomik durumunun yeterli olmaması nedeni ile aralarında yapmış oldukları sözlü anlaşma ile ...’in, ..."nın hissesine düşen sermaye payını ödediği gibi şirket için gerekli eşya ve malzemeleri aldığını, belli bir süre şirketin tüm ödemelerini üstlendiğini, bu durumun bir süre devam ettiğini, sorun çözülmeyince ..."nın borçlarına ilişkin olarak bir protokol yapıldığını, protokol gereği ..."nın borcunu ödeyememesi üzerine babasından yardım istediğini, babasının da muristen satın aldığı üç gayrimenkulün devri ile borcu ödeyebileceğini belirttiğini, bunun üzerine dava konusu taşınmazların davalının oğlunun ortağı olan diğer davalı ..."e devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, sübut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1926 doğumlu mirasbırakan ...’nın 28.05.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu .., davacı torunları ... ve ..., davalı oğlu ... ile dava dışı eşi ...’nın kaldıkları, diğer davalı ...’in davalı ...’in oğlu ...’ın iş arkadaşı ve ortağı olduğu, murisin adına kayıtlı ... ada ... ve ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarını 06.03.2012 tarihinde satış yolu ile davalı oğlu ...’e devrettiği, davalı ... tarafından da söz konusu taşınmazların 13.05.2013 tarihinde satış yolu ile diğer davalı ...’a temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarıyla, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazları davalı oğlu ...’e bedelsiz olarak devrettiği, amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğu, daha sonra taşınmazları temlik alan davalı ...’ın ise, davalı ...’in oğlunun iş arkadaşı ve ortağı olduğu, yani temliklerin muvazaalı olarak yapıldığını bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olup TMK 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır.
Belirlenen bu olgular, yukarıda açıklanan ilkeler ile değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazların mirasbırakan tarafından temlikinin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Davacıların yerinde görülen temyiz itirazının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.