3. Hukuk Dairesi 2018/3098 E. , 2019/7394 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, işletmekte olduğu oteli 24/04/2009 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli sözleşme ile davalıya devrettiğini, sözleşme süresi sonunda kiralananın tahliye edildiğini ancak ana bina ve eklentilerine esaslı suretle zarar verilmiş olduğunu, kiralananda çok sayıda kırılma, dökülme gibi fiziksel zararların bulunduğunu, otelin tahliyesi sırasında boya, badana, bakım ve temizlik işlerinin dahi yapılmamış olduğunu belirterek şimdilik 24.193,43 TL maddi zararın sarf edildiği tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, otele herhangi bir zarar vermediğini, davacının ücret karşılığında ve kendi istediği doğrultuda düzenlettiği raporun hukuki yönden geçerli olmadığını, davacı tarafın savunmasını genişletecek şekilde buzdolabı, televizyon, çarşaf ve sair eşyaları da talep etmesini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 18.372,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava, hor kullanma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu"nun 316. (BK 256) maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334 (BK 266) maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan tahliye tarihi itibariyle belirlenecek birim fiyatları ile sorumludur. Kaldı ki davalının kiralananı kullandığı süre ve kullanma amacı gözetildiğinde olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin olacağı da kuşkusuzdur.
Taraflar arasında 24/04/2009 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı ve kiralananın sözleşme süresinin bitimi ile birlikte tahliye edildiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yargılama sırasında başvurulan bilirkişi tarafından hazırlanan raporlarda kiralananın hor kullanımı nedeniyle iç ve dış cephede kabaran boyaların temizlenerek tamiratlarının yapılıp yeniden boyanması işi için 11.279,94 TL, karo ve seramiklerin sökülüp yerine seramik döşenmesi işi için 6.106,50 TL olmak üzere işçilik, nakliye ve malzeme dahil toplam 18.372 TL harcanacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda Mahkemece, boya badana imalatına ilişkin davacı talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tarafından ibraz edilen kira sözleşmesinde kiralananın tahliye sırasında boya ve badanasının yenileneceğine dair bir düzenleme bulunmadığına göre boya badana masrafının olağan kullanımdan kaynaklandığı, hor kullanma sonucu oluşmadığı gözetilerek, boya ve badana masrafına yönelik talebin reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, hor kullanmadan kaynaklanan karo ve seramiklere ilişkin hasar bedeli belirlenirken taşınmazın eski bir yapı olduğu iddiası bulunduğundan, taşınmazın kullanım yılı ile birlikte kira sözleşmesi uyarınca kullanılan süre birlikte değerlendirilerek yıpranma payı da düşülmek suretiyle hor kullanma bedelinin belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 02/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.