14. Hukuk Dairesi 2019/33 E. , 2019/6734 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.06.2008 gününde verilen dilekçe ile kadastral parselin ihyası nedenine dayalı tapu iptali tescil talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı Şirket vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptalinden kaynaklanan kadastral parselin ihyası isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili, mülkiyeti Hazineye ait 1125 (153) parsel sayılı 11 m2"lik taşınmazın önce ... Belediyesi tarafından daha sonra da ...Büyükşehir Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulduğunu, ancak her iki imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek, anılan kadastral parsel üzerinde oluşturulan 5529 ada 16 sayılı imar parselinin 11 m2"lik kısmının iptali ile 1125 sayılı kadastral parselin ihyası ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen ilk karar Dairemizin 18.10.2016 tarihli bozma ilamı ile ilamı ile “...1) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya kapsamına ve özellikle davacının maliki bulunduğu kadastral parsel üzerinde yapılan imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiği ve verilen iptal kararlarının kesinleştiği, böylece oluşturulan imar parsellerinin hukuki dayanaktan yoksun (illetten mücerret) hale gelerek yolsuz tescil durumuna düştüğü anlaşılmakla, davacı Hazine vekili ve davalı Şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden ;
Hemen belirtilmelidir ki; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenilirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. İmar parselinin dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanaksız kalacağı ve TMK"nın 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği; bu durumda; dayanıksız kalan tapu kaydının iptal edilerek kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyasına karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Öte yandan; kadastral parselin ihyası, ancak kadastral sınırlar üzerinde oluşturulan imar parsel veya parsellerinin tapu kayıtlarının iptali ile -bu sınırlar içerisinde oluşturulan yol, park vs. gibi alanlar varsa bunlarla birlikte- eski hale getirilerek tescili suretiyle mümkün olabilecektir.
Somut olayda; dava konusu imar parselinin sicil kaydının yolsuz tescil durumunda bulunduğu belirlenmek ve benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, kadastral parselin ihyasına ilişkin kararın uygulanabilmesi için son imar uygulaması ile oluşan 5529 ada 16 sayılı imar parselinin tapu kaydının, ihyasına karar verilen 1125 sayılı kök parsele isabet eden bölümünün iptaline karar verilmemiş olması ve ayrıca ihya edilen parselin Hazine adına tesciline hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
3) Davalı şirketin temyiz itirazları yönünden;
İmar uygulamasının kamusal tasarruf olduğu ve dava açılmasına davalı şirketin sebebiyet vermediği gözetildiğinde; harç, yargılama giderleri ile bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden davalı şirketin sorumlu tutulmaması gerekirken aksi yönde hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir..” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile 1125 sayılı kadastral parselin ihyasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili, davalı ... Export San. Mamülleri Satış ve Pazarlama A.Ş. vekili ile davalı ... vekili temyiz etmişlerdir.
1) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya kapsamına ve özellikle davacının maliki bulunduğu kadastral parsel üzerinde yapılan imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiği ve verilen iptal kararlarının kesinleştiği, böylece oluşturulan imar parsellerinin hukuki dayanaktan yoksun (illetten mücerret) hale gelerek yolsuz tescil durumuna düştüğü anlaşılmakla, davalı ... Export San. Mamülleri Satış ve Pazarlama A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin tüm; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bilindiği üzere, mahkemenin bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğar. Yani; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapmak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluştuğundan, bu mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı olması usule uygun sayılmaz. Mahkemenin bozma kararına uyması ile oluşan, bozma uyarınca işlem yapma ve hüküm verme durumu, yanlardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm kurma sonucunu doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Bu kurum usul yasasının dayandığı ana esaslardan olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle de re"sen gözetilmesi gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenilirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır.
O halde; imar parselinin dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği; bu durumda; dayanaksız kalan tapu kaydının iptal edilerek kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyasına karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Ayrıca; kadastral parselin ihyasının, imar uygulamasıyla kadastral parsel sınırları üzerinde oluşturulan imar parsellerinin kadastral parsel içerisinde kalan kısımlarının tapu kaydının iptali ile eski hale getirilerek tescili suretiyle mümkün olabileceği gözetildiğinde; ihyası istenilen kadastral parselin çap sınırları içerisinde kalan imar parsellerinin tamamının tespitiyle kayıt maliklerinin davada yer almaları gerektiği de açıktır.
Öte yandan, imar işleminin iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası isteğine ilişkin bu davalarda, taraflar arasında mülkiyet ihtilafının bulunmadığı; davacının talebinin kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu gözetilerek, hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması ve ayrıca yargılama gideri ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden iptal edilen idari işlemi yapan davalı ..."nin sorumlu tutulması gerekir.
6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir (HMK m. 26/1).
Somut olaya gelince; mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle, dava konusu 1125 sayılı parsel hakkında yapılan imar uygulamalarının iptal edildiği ve oluşturulan imar parsellerinin sicil kayıtlarının dayanaklarının kalmadığı gözetilmek suretiyle; 1125 sayılı kadastral parsel sınırları üzerinde, iptal edilen imar uygulamaları ile oluşturulan 5529 ada 16 sayılı imar parselinin 11 m2’lik kısmına ilişkin imar sicil kayıtlarının iptali ile 1125 sayılı kök parselin ihyası ve davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere infaza elverişsiz biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan; davalı ..., yaptığı kamusal işlem nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden maktu harç, maktu vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı belediyeye yüklenmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Export San. Mamülleri Satış ve Pazarlama A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 17.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.