Hukuk Genel Kurulu 2017/787 E. , 2017/2018 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 05.11.2013 gün ve 2013/566 E., 2013/814 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ile davalı ... vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26.06.2014 gün ve 2014/8908 E., 2014/18861 K. sayılı kararı ile;
"…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare ile davalılardan ... vekillerince temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, davalı ... vekilinin ise aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Kamulaştırma Kanununun 25/1 maddesi uyarınca mahkemece verilen tescil kararı ile mülkiyet idareye geçeceğinden tescil tarihinden önce yapılan yapıların bedelleri davalıya ödenmesi gerektiği gözetilmeden, yapının niteliğine göre 1/B sınıfında kabulü ile bedelinin tekrar tespiti ve sonucuna göre yapı bedeline de hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir..."
gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı idare vekili davalıya ait taşımazın Ilısu Barajı ve HES Baraj Gölü alanında kalması nedeniyle kamulaştırmasına karar verildiğini, kamulaştırılacak taşınmazın değerinin belirlenmesi amacıyla uzlaşma komisyonu kurulduğunu ve mülk sahibinin kamulaştırmaya konu taşınmazı pazarlıkla satmak hususunda iradesini bildirmek ve uzlaşma komisyonu ile pazarlık görüşmeleri yapmak üzere davet edildiğini, ancak mülk sahibinin pazarlık görüşmesine katılmadığını, bu nedenle de kamulaştırma işleminin satın alma usulü ile gerçekleşmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, gerçek değerinin tespitinin gerektiğini savunmuş; davalı ... vekili bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini beyan etmiştir.
Diğer davalılara ayrı ayrı duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmış olup, davalılar duruşmaya gelmemişler, esas hakkında bir beyanda da bulunmamışlardır.
Mahkemece dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi amacıyla yapılan keşif sırasında dava konusu taşınmazın üzerinde kullanım amacı dışında bina bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi kurulu tarafından taşınmazın çıplak arazi bedeli ile taşınmaz üzerindeki binaların bedellerinin ayrı ayrı hesaplandığı, binanın eksiklerinin bulunduğunun ve 0-1 yaş aralığında olduğunun raporda açıkça yazıldığı, gerek keşif esnasında yapılan gözlem gerekse bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde binanın değerinin kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında dikkate alınmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, üzerinde bina bulunan taşınmazın köy merkezi yerleşim alanında bulunmadığı ve taşınmazın tarım arazisi nitelinde olduğu gözetildiğinde taşınmaz üzerine bina yapılmasının aslında kullanım amacını taşımadığı, bunun dışında bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime açık, bilimsel verilere uygun olduğu, kamulaştırma kriterlerine uyduğu, bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli bulunduğu düşünülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı idare vekili ve davalı davalı ... vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece Özel Dairenin bozma kararında mahkemenin gerekçeli kararında tartıştığı iyiniyet, dürüstlük kuralı ve hakkın açıkça kötüye kullanımı gibi hususların dikkate alınmadığı ve değerlendirmenin bu unsurlar çerçevesinde yapılmadığı, bu durumun ise T.C. Anayasası’nın 141. ve 36. maddeleri ile AİHS"nin 6. maddesi çerçevesinde güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkına ve gerekçeli karar alma hakkına aykırı olduğu, mahkemece verilen kararın hukukun temel ilkeleri üzerinde tartışma yarattığı, ancak bozma kararında bu yönün gözetilmediği ve gerekçe konusu yapılmayan bir konunun bozma sebebi olarak kabul edilmesinin verilen kararı karşılamadığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... vekili (harç eksikliği tamamlanmadığından mahkemece temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.) ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemiyle açılan eldeki davada taşınmaz üzerinde bulunan yapının değerinin, niteliği ve sınıfı (1/B) da dikkate alınmak suretiyle kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce mahkemece verilen ilk kararın davacı idare vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece davacı idarenin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine geçildiği ve kararın bu davalı lehine bozulduğu, mahkemenin direnme kararının ise temyiz harcını süresinde tamamlamadığı için temyiz hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar verilen davalı ... vekili yanında davacı idare vekili ile ilk kararı temyiz etmeyen davalı ... vekili tarafından da temyiz edildiği anlaşılmakla, davacı idare vekilinin ve davalı ... vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararlarının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda temyiz isteminin reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak görüşülüp, tartışılmıştır.
Bilindiği üzere hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2014 gün ve E:2013/19-627, K:2014/439 sayılı kararı).
Mahkemenin ilk hükmünü temyiz edip, bu istemi Özel Dairece reddedilen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla, artık bu tarafın direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır.
O hâlde davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
Öte yandan direnme kararını temyiz eden davalı ... vekili ilk kararı temyiz etmemiştir.
Bu durumda ilk hükmü temyiz etmeyen davalı ... yönünden de artık hüküm kesinleşmiştir. Dolayısıyla, davalı ... vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararı yoktur.
Hâl böyle olunca, davalı ... vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin de hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olacaktır.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz istemlerinin hukuki yarar yokluğundan ayrı ayrı REDDİNE, 20.12.2017 gününde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.