Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/2381
Karar No: 2017/2038

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2381 Esas 2017/2038 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2017/2381 E.  ,  2017/2038 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “işçilik alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Diyarbakır 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.01.2013 gün ve 2012/326 E.- 2013/14 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 21.03.2014 gün ve 2013/7097 E.- 2014/6815 K. sayılı kararı ile;
    (...Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, davacının tayin edildiği başka bir pozisyonda çalıştığını, Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesinin (e) bendine göre, tayin edildikleri pozisyon dışında başka bir pozisyonda çalıştırılan işçi lehine olan primler ve seyyar görev tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu konuda açılan davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiğini, talep edilemeyen dönem için seyyar görev tazminatı ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, seyyar görev tazminatının 6245 sayılı Harcırah Kanunu"nda düzenlendiğini, seyyar görev tazminatına hak kazanabilmek için fiilen memuriyet mahalli dışında çalışılması gerektiğini ve belediye sınırları dışına çıkmayan bir kişiye seyyar görev tazminatı ödenemeyeceğini, toplu iş sözleşmesinde bazı hakların kaldırılmasının ve değiştirilmesinin mümkün olduğunu, Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesinden farklı pozisyonda çalışan işçilerin araziye çıksın-çıkmasın belediye sınırları içinde çalışsalar dahi seyyar görev tazminatına hak kazanırlar anlamı çıkarılamayacağını, vize edilen işçi sayısından fazla işçinin seyyar görevli olarak çalıştırılması ve seyyar görev tazminatı ödenebilmesinin ise mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, davacının görevine ilişkin pozisyonu dışında başka bir pozisyonda çalıştırıldığı, Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesi son cümlesinde yer alan farklı pozisyonda çalıştırılan işçiye seyyar görev tazminatı ödenmesi gerektiğine ilişkin düzenlemenin toplu iş sözleşmesine farklı pozisyonda çalıştırmak suretiyle hak kaybına sebep olunmaması için konulduğunu, davacının farklı pozisyonda çalıştırılması nedeniyle seyyar görev tazminatı yönünden hak kaybına uğradığı bu nedenle Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesi (e) fıkrası son cümlesi gereğince seyyar görev tazminatı ödenmesi için işçinin farklı pozisyonda çalıştırılmasının yeterli olduğu, davacıya ait başka dosyada davacının farklı pozisyonda çalıştırılması nedeniyle taraflar arasındaki Toplu İş Sözleşmesinin 26/e. maddesi son cümlesi gereğince seyyar görev tazminatının davacıya ödenmesine karar verildiği, bu kararın daYargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, davacının talep ettiği döneme ilişkin olarak davacıya seyyar görev tazminatı ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Kararı davalı temyiz etmiştir.
    Gerekçe:
    Dosyada bulunan 3. dönem Toplu İş Sözleşmesinin 116. maddesinde sözleşmenin yürürlük tarihinin 01.03.2011-28.02.2013 tarihi olarak belirtildiği, 26/2-e. maddesinde ise “Tayin edildikleri pozisyon dışında bir pozisyon görevinde çalıştırılan işçilerin, tayin edildikleri pozisyonlara nazaran, aynı hizmet bölümü içinde eş veya daha yüksek dereceli pozisyonda çalıştırılmaları halinde, çalıştıkları günlere münhasır olmak üzere gündeliğinden ayrı olarak 01.03.2011 tarihinden itibaren 10 kuruş ödenmeye devam edilir. Bu ödeme, toplu iş sözleşmesinin ikinci yılının birinci ve ikinci altı aylarında ücret zammı oranında artırılarak ödenir. Ayrıca işçi lehine olan primler ödenir. Bu işçilere araziye çıkmaları halinde 6245 sayılı Kanun"da belirtilen esaslar dahilinde hak kazanacağı seyyar görev tazminatı da ödenir”, hükmü bulunmaktadır. Sözkonusu Toplu İş Sözleşmesinin Yolluk ve Seyyar Görev Tazminatı başlığı altındaki 50. maddesinde ise, “Yolluk ve Seyyar Görev Tazminatı konusunda, Harcırah Kanunu, Bütçe Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre ödeme yapılır. Toplu İş Sözleşmesi"ne göre belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan ve fiilen çalıştıkları pozisyonları seyyar görevli olarak vize edilmiş olan işçilere mevzuat çerçevesinde Seyyar Görev tazminatı ödenir”. hükmü yer almaktadır.
    6245 sayılı Harcırah Kanunu"nun seyyar olarak vazife gören memur ve hizmetliler başlığı altındaki 49. maddesinde “-asli görevleri gereği memuriyet mahalli dışında ve belirli bir görev bölgesi (Merkez veya il kuruluşuna dahil birimlerde il sınırı, bölge şeklinde çalışan birimlerde bölge sınırı) içinde fiilen gezici olarak görev yapan memur ve hizmetlilere gündelik ve (Aşağıda unvanları sayılanlar hariç) yol masrafı ödenmez. Bunlardan, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca görev unvanları ile iş ve çalışma özellikleri uygun görülenlere; bu Bakanlıkça vize edilen cetvellere dayanılarak fiilen gezici görev yaptıkları günler için almakta oldukları aylık/kadro derecelerine göre müstehak oldukları yurtiçi gündeliklerinin üçte biri günlük tazminat olarak verilir. Takip memuru, gezici sağlık memuru, ebe, orman muhafaza memuru, koruyucu, koruma memuru, posta dağıtıcısı, hat bakıcısı, tahsildar, gezici başöğretmen ve görev niteliklerinin bunlara benzerliği Maliye Bakanlığınca onaylanacak diğer memur ve hizmetlilerin yol masrafları mutat taşıt araçlarına fiilen ödedikleri miktarlar üzerinden karşılanır" hükmü düzenlenmiştir.
    Toplu İş Sözleşmesinin 26/e. ve 50. maddelerinde seyyar görev tazminatı konusunda Harcırah Kanunu hükümleri uygulanacağı belirtildiğine göre Harcırah Kanunu"nun "Seyyar Olarak Vazife Gören Memur ve Hizmetliler" başlığını taşıyan 49. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...)
    gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDENLER: Davalı idare vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava seyyar görev tazminatı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
    Davacı vekili 09.10.2007-30.03.2012 tarihleri arasında, pozisyonundan başka pozisyonda görevlendirilen müvekkilinin TİS’in 26/e-1 maddesi uyarınca hak ettiği seyyar görev tazminatının ödenmediğini, bu konuda Diyarbakır İş Mahkemelerinde açılan davalarda alacağın hüküm altına alındığını, kararların temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini iddia ederek seyyar görev tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili davacı bakımından seyyar görev tazminatı şartlarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece 09.10.2007 tarihinde il milli eğitim müdürlüğü emrinde bir okulda çalıştırılan ve bu şekilde pozisyonu dışında başka bir pozisyonda istihdam edilen davacının TİS kapsamında seyyar görev tazminatına hak kazandığı gerekçesi ile 8.500,00 TL seyyar görev tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
    Davalı vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece TİS’nin 26"ncı maddesinin (e) fıkrasına göre seyyar görev tazminatı ödenmesi için farklı pozisyonda çalıştırılmanın yeterli olduğu, 16.04.2012 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinden önceki toplu iş sözleşmelerinde araziye çıkma şartının bulunmadığı vurgulanarak önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme kararı davalı vekilince temyize getirilmiştir.
    Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık, davacı işçi tarafından pozisyonu dışında başka bir işte çalıştırıldığı iddia edilerek, Toplu İş Sözleşmesinin 26"ncı maddesinin (e) fıkrasının birinci bendine göre seyyar görev tazminatının tahsili istemi ile açılan eldeki davada, seyyar görev tazminatına hak kazanılması bakımından farklı pozisyonda çalıştırılmanın yeterli olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre Harcırah Kanununun "Seyyar Olarak Vazife Gören Memur ve Hizmetliler" başlığını taşıyan 49"uncu maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce direnme kararının temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kurulunda bulunduğu sırada davacı vekilinin 11.01.2017 havale tarihli dilekçesinde Diyarbakır Valiliğinin 26.12.2016 tarih ve 29348 sayılı "Olur" una istinaden davalı Diyarbakır Valiliği vekili ile davacı vekili olarak kendilerinin 659 sayılı KHK hükümlerine göre sulh sözleşmesi imzaladıklarını belirterek, dilekçe ekinde sunulan sulh sözleşmesi doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği dikkate alındığında bu hususta karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
    Mahkemece nihai karar verildikten sonra kararın temyizi aşamasında tarafların sulh olması hâlinde ne gibi bir işlem yapılacağı konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nda açık bir düzenleme getirilmemiş, ancak Kanuna dayanılarak çıkarılan Resmî Gazete"nin 06.08.2015 gün ve 29437 sayılı nüshasında yayımlanan Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler” başlıklı 215"inci maddesinin birinci fıkrasında “Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh hâlinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez" düzenlemesi getirilmiştir.
    Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nda belirtildiği gibi yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karara "hüküm" denilir (...m.294/1) ve hükmü veren mahkeme artık o davadan elini çekmiş olur. Davadan elini çekmiş olan hâkimin artık hükmü değiştirmesi ve ondan dönmesi mümkün değildir. Yargıtay"ca temyizen incelenip karar bozulmadan, hâkimin el çektiği davaya tekrar bakması mümkün değildir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, İstanbul 2001, s.3004 vd. ve s.3164 vd.). Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (HGK., 12.12.1984 gün ve 1982/7-864 E., 1984/1051 K.).
    Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır.
    Yukarıda açıklanan nedenlerle hükme bağlanıp hâkimce el çekilen davaya, bir yönetmelik hükmüne istinaden hâkimin tekrar bakabileceğinin kabulü mümkün değildir. O hâlde taraflar arasında gerçekleşen mahkeme dışı sulhün değerlendirilmesi ve o çerçevede bir sonuca bağlanması için mahkeme kararının bozulması gerekir.
    Anılan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan fakat benzer bir hükmü içeren "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği" döneminde yapılan benzer bir başvuru üzerine de Hukuk Genel Kurulunca aynı sonuca varıldığı göz önünde bulundurulmalıdır (HGK., 19.12.2012 gün ve 2012/13-1369 E., 2012/1221 K.).
    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında 6100 sayılı HMK"nın 371"inci maddesinde bozma nedenlerinin tek tek sayıldığı, bunlar arasında sulh nedeni ile kararın bozulacağına dair bir düzenleme yer almadığı, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğinin 215"inci maddesi ile nihai karardan sonra sulh hâlinde hâkimin nasıl hareket edeceğine dair düzenleme yapıldığı, Yönetmeliğin Kanun"un hangi hükmüne aykırı olduğunun belirtilmediği, Yönetmelikte mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Yargıtay"ın yukarıda belirtilen uygulamasından dönülmesi gerektiği, temyiz aşamasında da olsa dava üzerindeki tasarruf yetkisini ellerinde bulunduran tarafların sulh olmaları nedeniyle kararın bozulmasının gerekmediği, bu nedenlerle dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi yoluyla sulh hakkında mahkemesinin ek karar vermesinin uygun olacağı ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle direnme kararının BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 27.12.2017 gününde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi