Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/5581
Karar No: 2018/9762
Karar Tarihi: 27.12.2018

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2018/5581 Esas 2018/9762 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2018/5581 E.  ,  2018/9762 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi
    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

    KARAR
    A) Davacı İstemi:
    Davacı; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanmasını, ödenmeyen aylıkların kesim tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
    B) Davalı Cevabı:
    Davalı Kurum vekili; Davacının 1991 yılında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandığını ancak bu boşanmanın gerçek bir boşanma olmadığını, muvazalı bir boşanma olduğunu, amacının davacının babasından kalan yetim aylığını almak olduğunu, müvekkili Kurumun dolandırıldığını, davacı ile eski eşinin boşandıktan sonra aynı çatı altında ikamet ettiklerini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
    C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
    İlk derece Mahkemesince; “Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Mahkememiz huzurunda dinlenen muhtar tanık ... mahkememiz huzurunda alınan beyanında; davacı ile eski eşinin aynı evde ikamet ettiklerini görmediğini beyan etmiş ise de; ... ilçe jandarma komutanlığınca düzenlenen 16/01/2015 tarihli tutanakta davacı ve eski eşinin aynı konutta ikamet ettiklerini beyan ettiği, muhtar ... nin mahkememiz huzurundaki beyanının değiştirmesinin nedeninin komşuluk münasebeti sebebiyle açık beyanda bulunamadığı, davacı ve eski eşinin birlikte aynı konutta ikamet ettikleri iş bu durumun mahkememiz dosyasının içindeki bilgi, belge ve tanık beyanları ile sabit olduğu, davacının eski eşinden davalı kurumdan yetim aylığı almak için muvazalı şekilde boşandığı görülmekle asıl dosyada davacının davasının reddine dair aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle “ Davanın REDDİNE” karar verilmiştir.
    İstinaf Başvurusu ;
    Davacı vekili; Muvazaalı boşanma yapılmadığını, boşanmanın gerçek olduğunu, anlaşmalı boşanma yapılmasının sebebi ise müvekkilinin araya giren yetişkin çocuklarının olduğunu, bu çocukları ile müvekkilinin birlikte yaşamak zorunda olduğu için tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, delillerin değerlendirilmesinde mahkemenin hataya düştüğünü, tüm delillerin açıkça ortada olduğunu, Kurum raporunun kesin bir rapor olmayıp aksini ispatı yapılmasının her türlü delille de mümkün olduğunu, delillerin yeniden incelenip değerlendirilmesi için istinaf ettiklerini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
    D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
    Bölge Adliye Mahkemesince “... davacının 23.09.2014 tarihinde boşanmasına karşın, boşandığı eşi ..."in 16.10.2014 tarihinde yeni adres bildirimi yapana kadar kayıtlarda ... Beldesi ... Mah. ... Sok. No:62 ... /... adresinde kayıtlı oldukları, dinlenen tanıkların ..."in boşandıktan sonra dağda yaşadığını belirtmelerine karşın çelişkili olarak nüfus kayıtlarına bildirilen adresin ... Beldesi ... Sok. No:46/5 ... /... olduğu, oysa ki ... Beldesi ... Mah. ... Cad. ... / ... adresi olarak ... adına su aboneliği tesis edilmiş olduğu, ... " e verilen abonelik adresinin de aynı adres olup boşanma dosyasında ve davacının taraf olduğu dosya içine getirtilmiş olan ceza dosyası ile manevi tazminat dosyalarında da davacının adresinin aynı adres olarak bildirilmiş olduğu, anlaşılmıştır. Her ne kadar yargılama sırasında tanık sıfatıyla dinlenen muhtar ..., kahvehanede konuşulanlara dayanarak formu doldurduğunu, 16.01.2015 tarihli tutanağı okumadan imzaladığını söylemiş ise de davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının kahvehanede de konuşulduğunun belirtilmesi gözetildiğinde ve resmi kayıtlar karşısında, soyut tanık beyanlarına geçerlik tanınması mümkün olmadığı , davacı ve boşandığı eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşadıkları , denetmen raporunun aksinin ispat edilemediği anlaşıldığından, mahkeme kararının yerinde olduğu belirgindir. ” gerekçesiyle
    “... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi"nden verilen 22.11.2017 tarih, 2015/551 Esas ve 2016/422 Karar kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, ” karar verilmiştir.
    E) Temyiz:
    Davacı vekili; “ Denetmen raporu soyut ve maddi vakıalara dayanmamaktadır. Bütün tanıklar ve muhtar ayrı yaşadıklarını söylemiştir. Eşi dağda kendisine kayıtlı olmayan bir ev yapmış ve orada hayvancılık yaparak yaşamaktadır.”gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.
    Davalı SGK vekili; “Aynı Mahkemenin 2016/174 E. sayılı dosya ile aynı konuya ilişkin ...’e alacak davası açtık ve 2016/169 K. Sayılı kararla bu dosyayla birleştirilmesine karar verildi. Bu birleşen dosyadan kararda hiç bahsedilmemiştir. Davamızın kabulüne karar verilmesi gerekirdi. .” gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.
    F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
    1- Davacının tüm, temyiz itirazlarının reddine, davalının temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmiştir.
    2- Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
    Hüküm, davalı Kurum ve davacı vekilince temyiz edilmiştir.
    Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20"nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 23/09/2014 tarihinde eşi ...’den boşandığı, 2012 yılında vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, dosya arasında davacı ile kayınbiraderleri arasında hakaret tehdit ve darp nedeniyle ceza, tazminat ve icra dosyaları olduğu, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 06/05/2015 tarihli rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak Kurumca ödenen aylıkların borç çıkarıldığı,borcun dönemi ve miktarına ilişkin dosyada bilgi olmadığı, ... Asliye Hukuk - İş Mahkemesi’nin 2016/174 E. sayılı dosyası ile SGK tarafından aynı konuya ilişkin ...’e alacak davası açıldığı, 2016/169 K. Sayılı kararla bu dosyayla birleştirilmesine karar verildiği, ancak birleşen dosyanın dosyamız arasında olmadığı ve hükümde birleşen dosyaya ilişkin karar verilmediği anlaşılmıştır.
    Somut olayda ; Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk derece Mahkemesinin gerekçelerinde belirttiği hususlar, denetmen raporu, muhtarın bilgi formunda ve Mahkemedeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve eşinin, boşandıkları süreçte de birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Ancak birleşen dosya hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulması gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    G)SONUÇ:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi