1. Hukuk Dairesi 2016/14314 E. , 2019/6498 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 12.12.2019 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat Zehra ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan Halit Durmaz’ın maliki olduğu 863 ada 31 parsel sayılı taşınmazın ¼ payını 25.09.2003 yılında davalıya bağış suretiyle devrettiğini, yapılan işlemin TMK’nın 669. maddesi uyarınca denkleştirmeye tabi olduğunu, murisin gerçek amacının diğer mirasçıların haklarını bertaraf etmek olduğunu ileri sürerek, devre konu payın miras payları oranında denkleştirme hükümlerine göre adlarına tescilini, mümkün olmazsa tenkisini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakan ile eşi Fevziye’nin sağlığında tüm mirasçılarını kapsar biçimde paylaştırma yaptığını, mirasta denkleştirme ile tenkis koşullarının oluşmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, mirasbırakanın sağlığında davalıya ve diğer çocuklarına yardımlarda bulunarak çocukları arasında mal paylaşımı yaptığı, mal kaçırma amacı taşımadığı, tenkis isteği yönünden ise; hem dava açmak için gereken sürenin geçirildiği hem de koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, mirasbırakan ... ’ın 27.06.2013 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak 1997 yılında ölen kızı Beyhan’dan olma davacı torunları Hülya ve Ümit ile davalı kızı Bedriye ve dava dışı kızı Memnune’yi bıraktığı, mirasbırakanın maliki olduğu dava konusu 863 ada 31 sayılı parseldeki ¼ payın intifa hakkını uhdesinde tutarak çıplak mülkiyetini 25.09.2003 tarih ve 6088 yevmiye no’lu işlemle davalı kızı Bedriye’ye bağış suretiyle devrettiği kayden sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki; davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağını oluşturan tüm olayları (vakıaları) bildirmekle yükümlüdür (6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 119/1-e). Aynı Kanunun 25. 26. ve 31. maddelerinin buyurucu nitelikteki hükümlerinde belirtildiği üzere Hâkim kanunda gösterilen istisnalar dışında, davanın sınırlarını çizen bu olaylarla bağlı olup, bunlar dışına çıkamaz ve inceleme yapıp karar veremez. Ancak, davada ileri sürülen olaylar belirsiz (müphem) veya çelişkili ise, belirsiz veya çelişkili gördüğü iddia veya sebepler (vakıalar) hakkında açıklama isteyebilir.
Öte yandan, hâkim yukarıda değinildiği gibi davacının bildirdiği maddi olaylar ve son istekle bağlı ise de, HMK"nin 33.maddesi uyarınca ileri sürülen maddi olaylarda hangi hukuki sebebe göre karar vereceğini tayin ve takdir etmek durumundadır. Başka bir anlatımla, maddi olgu ve olayları (vakıaları) bildirmek yanlara, bildirilen bu olay ve olgulara göre hukuki nitelendirmeyi yapmak, uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak kanun hükmünü bulup uygulamak hakime aittir. Öyle ki, hukuki sebep yanlış gösterilmiş veya hiç gösterilmemiş olsa dahi hakim tarafından en uygun hukuki sebebin bulunması ve ona göre karar verilmesi gerekir.
Eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesi ile cevaba cevap dilekçesi içeriği ve diğer beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, davacıların; TMK’nin 669. ve devamı maddeleri uyarınca mirasta denkleştirme, mümkün olmazsa tenkis isteğinde bulundukları anlaşılmaktadır.
Ne var ki mahkemece, mirasta denkleştirme isteği üzerinde durulmadan sonuca gidildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, iddialar yönünden öncelikle TMK’nin 669. ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması, bu neden yerinde görülmezse tenkis isteği üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, mirasbırakanın 27.06.2013 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 26.06.2014 tarihinde açıldığı, TMK’nin 571. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği gözetilmeksizin tenkis isteği yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret kararı verilmesi de hatalıdır.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.