21. Hukuk Dairesi 2016/3817 E. , 2017/236 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, maaşından yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, Kurumun aylık değişikliği kararının iptali ile davacının emekli maaşının eski hale getirilmesi ve iptal edilen karar gereği maaşından yapılan kesintilerin faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... ... İl Müdürlüğünün 15/12/2014 tarih 18.485.756 sayılı işleminin iptali ile davacının maaşının eski haline getirilmesine ve iptaline karar verilen işlem nedeniyle davacının maaşından yapılan kesintilerin hakkın doğumu tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya geri ödenmesine, aksi kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 20/01/2012 tarihli tahsis talebine göre 01/02/2012 tarihi itibariyle 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 22/05/1981-19/01/2012 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı çalışmalarının olduğu, davacının 16/08/2003-22/05/2014 tarihleri arasında Limited Şirket ortaklığının bulunduğu, Kurum tarafından davacının 01/05/2009 tarihindeki ... (5510 sayılı Yasa 4/1-a) çıkışından sonra şirket ortaklığı nedeniyle 02/05/2009 tarihinde Bağ-Kur (5510 sayıl Yasa 4/1-b) sigortalılığının başlatıldığı, 5510 sayılı Yasanın 53. maddesi gereğince 28/02/2011 tarihinde bu sigortalılığının sona erdirildiği, 02/05/2009-28/02/2011 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı nedeniyle de bu dönemde çakışan ... sigortalılığının iptal edildiği, davacının Kuruma verdiği 14/10/2014 tarihli dilekçesi ile Bağ-Kur sigortalısı iken ... kapsamında ödediği primlerin 5458 sayılı Yasanın 16. maddesine göre transfer edilerek prim borcuna mahsup edilmesini istediği, söz konusu prim aktarımının yapılmasından sonra 10/11/2014 tarihinde davacının kalan prim borcunu da ödediği, Kurumun Aralık 2014 tarihli Aylık Değişiklik Kararı ile Bağ-Kur hizmetleri nedeniyle 2009-2010-2011 yıllarına ait prime esas kazanç tutarının değişmesi sebebiyle aylık tutarının da değiştiği ve 6.077,24 TL borcunun bulunduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasanın değişik 24. maddesine göre, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılanlar iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup sigortalılar, 24. maddenin (a) bendinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen sigortalılar, ikinci grup sigortalılar ise (b), (c), (d), (e), (f), (g) bentlerinde sınırlı olarak belirtilen şirket ortağı olan sigortalılardır. Hiç kuşkusuz bir kimsenin sigortalı sayılması için ön koşul yukarıdaki bentlerin öngördüğü koşullara sahip olma ile mümkündür. Sigortalı olma ön koşullarının (a) bendi ile diğer bentler arasında belirgin farklılıklar gösterdiği madde içeriğinden anlaşılmaktadır.
Şöyle ki, 24. maddenin (a) bendi dışında kalan (b), (c), (d), (e), (f), (g) bentlerinde belirtilen sigortalılardan sayılmak için ön koşul (b), (c), (d), (e), (f), (g) bentlerinde sayılan şirketler ortağı olmak yeterlidir. Başka bir anlatımla, şirket ortaklarının zorunlu Bağ-Kur üyesi olması için 24. maddenin (a) bendinin öngördüğü koşullara sahip olmaları zorunlu değildir.
5510 sayılı Yasanın 5754 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde de sigortalı sayılanlar ile ilgili benzer bir hüküm bulunmaktadır. Söz konusu Yasanın 4/1-b maddesi, eski Bağ-Kur sigortalılığının devamı niteliğindeki sigortalılıktır. Maddeye göre; ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle basit veya gerçek usulde vergi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup ... ve sanatkar siciline kayıtlı olanlar ve Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin tüm ortakları sigortalı olarak kabul edilir.
Söz konusu hükümler doğrultusunda, şirket ortakları yönünden Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılabilmek için limited şirket ortağı olmak yeterli olup şirketin faaliyetinin olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.
5510 sayılı yasanın 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile değişik 53. maddesinde “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı yasanın 53. maddesinde 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile yapılan bu değişiklik 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki süreler için uygulanamayacaktır.
5510 sayılı yasanın 53. maddesinin 6111 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki halinde ise; “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.” hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının şirket ortaklığı devam ettiği sürece Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi ve 5510 sayılı yasanın 53. maddesi gereğince 02/05/2009-28/02/2011 tarihleri arasında Bağ-Kur (5510 sayılı Yasa 4/1-b) sigortalısı kabul edilip bu dönemde çakışan ... (5510 sayılı Yasa 4/1-a) sigortalılığının iptal edilmesi doğrudur. Söz konusu Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin olarak davacının talebi doğrultusunda prim aktarımı yapılıp kalan borç da davacı tarafından ödendiğinden aylık değişikliğine ilişkin Kurum işleminde de bir hata bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.