3. Hukuk Dairesi 2017/4355 E. , 2019/607 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, taraflar arasındaki kira sözleşmesine istinaden ödenmiş olan depozito bedelinden KDV ve damga vergisi, geç tahliye bedeli ile davalı kiraya veren tarafından daha önce ödenmiş olan depozito bedeli de düşülmek suretiyle bakiye depozito bedelinin iadesi amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı kiracının kiralanana hasar vererek erken tahliye ettiğini belirtmiş, davanın reddini talep etmiştir.
Dava, depozitonun iadesi amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanmış 01/05/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile yine taraflar arasında imzalanmış 31/08/2013 tarihli fesih ve ibra protokolünün varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Kira sözleşmesinin hususi şartlar 6. Maddesinde, kiracıdan alınmakta olan 16.000 USD nin kiralananda normal kullanım dışında oluşabilecek her türlü hasar ve zararın kısmen ya da tamamen tazmini, kiracının kiralananı kullanımından doğan elektrik, telefon ücretleri veya demirbaşlarda meydana gelebilecek hasar ve kayıplar ile İş Merkezi Yönetim Kurulunun belirleyeceği aidat borçlarının kısmen veya tamamen tazmini veya kira ödemelerindeki aksamalar için alındığından bahsetmiş, aynı maddede herhangi bir borç, zarar ve ziyanın varlığı halinde bu bedelin depozitodan karşılanacağını belirtilmiştir. Kira sözleşmesinin 13. Maddesi ise, kiracının kiralananı kontrat başlangıcında teslim aldığı şekli ile ve olağan kullanımdan kaynaklanan hasarlar istisna olmak üzere temiz, bakımlı ve demirbaşların tamamı çalışır durumda tam ve eksiksiz olarak kontrat bitiminde kiraya verene aynen teslim etmesini zorunlu kılmıştır.
Taraflar arasında imzalanmış olan 31/08/2013 tarihli "Fesih ve İbra Protokolü" başlıklı protokolde, 01/05/2009 tarihli kira sözleşmesinin 13. maddesine atıf yapılarak, kiralananın bu madde uyarınca teslim edilmesi ve kiracının bina yönetiminden borcu bulunmadığına dair yazı alması halinde sözleşmenin başlangıcında kiracı tarafından kiraya verene ödenen 16.000 USD (Amerikan Dolarının) depozito bedelinin kiracıya iade edileceği öngörülmüştür. Bu protokole ek olarak düzenlenmiş bulunan işyeri teslim tutanağında ise dükkanın boş olarak teslim edildiği belirtilmiş, ancak "ofis girişinde bulunan ..."s kaynaklı yağ lekeleri dolayısıyla granit zeminin değişmesi konusunda..."nun tazmin hakkı saklıdır" ibaresi eklenerek ihtirazi kayıt konulmuştur. Buna göre kiralananın geri iadesinin kira sözleşmesine uygun olarak olağan kullanımdan kaynaklı yıpranmalarla iade olup olmadığının tespit edilmesi, ihtirazi kayda konu olan hususun olağan kullanımdan mı yoksa hor kullanımdan mı kaynaklandığının araştırılması, hor kullanımdan kaynaklandığının tespiti halinde ise zararın giderilmesi bedelinin depozito bedelinden mahsup edilmesi gerekecektir.
Ayrıca fesih ve ibra protokolünde kiralananın tesliminin en geç 31/08/2013 tarihinde yapılması öngörüldüğü halde, kiralananın tesliminin 12/09/2013 tarihinde yapıldığı, buna göre taraflar arasındaki fesih ve ibra protokolüne göre geç teslimden kaynaklı cezai şart alacağının oluşup oluşmadığının değerlendirilip varsa bu alacağın da depozito bedelinden düşülmesi gerekir. Geç teslim dönemine ait aidat borçlarının kiracı tarafından ödendiği iddia edilmesine rağmen, kiraya veren tarafından ödenmediği savunulmakla aidatların kiracı tarafından ödenmemiş olması halinde depozito alacağından düşülmesi gerekecektir. Tüm bunlara ilişkin tahkikat ve inceleme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi