Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/1306
Karar No: 2020/4573
Karar Tarihi: 29.09.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/1306 Esas 2020/4573 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2018/1306 E.  ,  2020/4573 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESi
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL



    Taraflar arasında görülen tapu iptali tescil davası sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından istinafı üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 29.09.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
    -KARAR-

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakan ...’nun, elbirliği mülkiyete tabi dava konusu 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki payının 1/2’sini mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 01.02.2013 tarihinde davalı oğluna satış yoluyla temlik ettiğini, satış için makul bir nedeni bulunmadığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazda mirasbırakandan davalıya geçen payın tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tescilini istemişlerdir.
    Davalı, mirasbırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiğini, zira satış işleminden sonra düzenlenen vasiyetname ile mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki kalan payını diğer mirasçılara bıraktığını, kendisine devredilen pay ile diğer mirasçılara bırakılan payın eş değer olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
    İlk derece mahkemesince, mirasbırakanın el birliği mülkiyete tabi dava konusu taşınmazdaki payının yarısını davalıya satış yoluyla temlik ettiği, bilahare kalan yarısını da davalı dışındaki diğer mirasçılarına vasiyetname ile bıraktığı, mal kaçırma iradesiyle değil, paylaştırma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından istinafı üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1930 doğumlu mirasbırakan ...’nun 07.03.2014 tarihinde ölümü üzerine davacı çocukları ...,...,...,... ve 1999 yılında ölen oğlu Kadir’den olma davacı torunları ...,...,.. ile davalı oğlu ...ın mirasçı kaldıkları, bütün mirasçıların davada yer aldıkları, dava konusu 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakanın eşi ... adına kayıtlı iken 14.01.2013 tarihli intikal işlemiyle elbirliği mülkiyet şeklinde mirasbırakan ... davacı çocukları ve torunları ile davalı oğlu adına tescil edildiği, mirasbırakanın dava konusu taşınmazda intikalen malik olduğu ¼ payının (2.091,08 m2) yarısına isabet eden 1/8’ini 01.02.2013 tarihinde satış yoluyla davalı oğlu ...a temlik ettiği, mirasbırakan üzerinde 1.045,54 m2’lik kısım kaldığı, mirasbırakanın bu satıştan 11 gün sonra dava konusu taşınmazı 12.02.2013 tarihinde davalı dışındaki diğer mirasçılarına vasiyet ettiği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olaya gelince; mirasbırakanın davalı oğlu Miraç ile yaşadığı sırada dava konusu taşınmazdaki yasal miras payının 1/2’sini Miraç’a devrettiği, davalının aşamalarda, mirasbırakana damadı tarafından gönderilen tehditkar mesajlar neticesinde mirasbırakanın mal paylaşımı yaptığı savunmasında bulunduğu, davalı tanıklarından Osman’ın, mirasbırakanın damadının kızları geri göndereceğini söylemesi üzerine mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki payını erkeklere vermeyi kafasına koyduğunu, iki erkek evladına ve ölen oğlundan olma erkek torunlarına bu yeri devretmeyi teklif ettiğini, ancak davalı dışındakilerin kabul etmediklerini ifade ettiği, davalı tanığı Osman’ın beyanlarından, mirasbırakanın aslında taşınmazı erkek evlatlarına ve torunlarına vermeyi arzu ettiğinin, davalı tanıkları Pembe ve Semra’nın beyanlarından ise temlikin bedelsiz olduğunun anlaşıldığı, satıştan kısa bir süre sonra mirasbırakanın dava konusu taşınmazla ilgili olarak diğer mirasçıları lehine vasiyette bulunduğu, bu suretle mirasbırakanın asıl amacının paylaştırma olmayıp kız çocuklarından mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır.
    Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.











    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi