20. Hukuk Dairesi 2016/9023 E. , 2018/4034 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2859 sayılı Kanuna göre yapılan yenileme kadastrosu sırasında Merkez .... mahallesi 128 parsel sayılı 2320 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yenileme çalışmalarında yeni 538 ada 1 parsel sayısı alarak 2267,97 m² yüzölçümü ile arsa niteliğinde davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yererden olduğu iddiası ile ....1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02/10/2003 tarih ve 2003/6188 E. - 2003/6355 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02/10/2003 tarih ve 2003/6188 E. - 2003/6355 K. sayılı kararında özetle; ”Mahkemece dava yenileme kadastrosuna itiraz olarak değerlendirilmişse de dava dilekçesindeki açıklamalara göre, orman iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası olduğu anlaşılmaktadır. Davanın yenileme kadastrosu askı ilan süresi içinde açılmış olması bu olguyu değiştirmez. Bilindiği üzere Orman Yönetiminin, orman iddiasıyla açacağı davalar süreye de tâbi değildir. Bu nedenle, mahkemece davanın esasına girilerek yöntemince orman incelemesi yapılması gerekirken, görev yönünden davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir."" denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 11.08.1973 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 03.11.1987 tarihinde yapılan 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, dava konusu yerin evveliyatı orman olmakla birlikte 1987 yılında yapılan orman sınırlandırılması çalışmaları sonunda Orman Kanununun 2/B maddesi gereğince orman alanına çıkarılan yerlerden olduğu ve orman sınırı dışına çıkartılmış bulunan taşınmazın da kanun gereği Hazine adına yapılan tescilinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de orman bilirkişisinin hazırladığı 26.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda “Taşınmaz yerin bulunduğu yörede arazi kadastrosu ve orman sınırlandırılması yapılmış olup dava konusu yerde orman tahdidi 1987 yılında kesinleşmiştir. Taşınmaz yerin güney ve güney doğu bölümündeki 873 m²"lik kısmı orman tahdit haritasında 2150, 2151, 2152 ve 2153 nolu orman sınır noktalarını (OSN) birleştiren poligon hattının içinde orman alanında kalmaktadır. Taşınmazın diğer 1390 m²"lik kısmı 2020 ve 2021 nolu orman sınır noktalarını (OSN) birleştiren hattın solunda 2/B uygulaması ile orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğunun” bildirildiği halde, mahkemece sanki taşınmazın tamamı 2/B alanı kapsamında kalıyormuş gibi tümden davanın reddine karar verilmesi dogru değildir.
-2-
2016/9023 - 2018/4034
O halde; mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ve 2/B maddesinin uygulanmasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri ayrı ayrı dosya içine alınmalı, davalı tarafından yörede yapılan orman tahdidine itiraz davası açılıp açılmadığı hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerinden sorulmalı, açılmış bir dava bulunması halinde dava dosyası örneği dosya arasına alınmalı, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Suİşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 28/05/2018 günü oy birliği ile karar verildi.