Abaküs Yazılım
13. Daire
Esas No: 2016/4653
Karar No: 2022/90
Karar Tarihi: 17.01.2022

Danıştay 13. Daire 2016/4653 Esas 2022/90 Karar Sayılı İlamı

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/4653 E.  ,  2022/90 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    ONÜÇÜNCÜ DAİRE
    Esas No:2016/4653
    Karar No:2022/90

    TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
    VEKİLİ : Av. …
    KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
    VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

    İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem: Davacı tarafından 30/05/2014-18/06/2014 döneminde …. Sanayi ve Ticari Yatırımlar Anonim Şirketi (…) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği (VI-104.1)’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinde tanımlanan işlemlerden olması nedeniyle davacı hakkında 80.880,02-TL idarî para cezası tesis edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı tarafından yapıldığı tespit edilen eylemlerin … Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinde yer alan, önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte; alım veya satım yapılması, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, aynı fiyatlı emirlerin pek çok kez çok kısa sürelerle (bir dakikadan daha kısa sürede) yön değiştirilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü işlemler yapılması niteliğinde ve bu eylemlerin piyasa bozucu eylemler kapsamında olduğu ve davacı tarafından bu işlemler neticesinde 40.440,01-TL menfaat elde edildiği görüldüğünden; davacının gerçekleştirdiği işlemlerin söz konusu payın arz ve talebi ile fiyatı hakkında yanıltıcı izlenim uyandırdığı ve bu suretle mevzuata aykırı davranıldığından bahisle davacıya elde ettiği 40.440,01-TL menfaatin iki katı oranında idari para cezası verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
    Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

    TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, küçük ve amatör profilli yatırımcı niteliğinde olduğu, piyasayı bozucu eylemlerin ne olduğunu dahi bilmediği, uyuşmazlık konusu işlemleri kâr elde etme ve zarardan kaçınma kastıyla gerçekleştirdiği, uyuşmazlık konusu dönemde şirketin hâkimiyetinde değişiklik yaşandığı, dava konusu işlem tesis edildikten sonrada uyuşmazlık konusu payların değerlerinde dalgalanmanın devam ettiği ileri sürülmektedir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, mevzuatta büyük veya küçük yatırımcı açısından ayrım yapılmadığı, borsa hakkında bilgi sahibi olmadığı iddialarının gerçek dışı olduğu, kabahatlerin kasten ya da taksirle işlenebileceği, grubun pay stokunun artığı dönemde payların ağırlıklı ortalama fiyatının arttığı, pay stokunun azaldığı dönemde ise payların ağırlıklı ortalama fiyatının azaldığı, belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
    İNCELEME VE GEREKÇE :
    MADDİ OLAY :
    Sermaye Piyasası Kurulu’nca, davacı tarafından 30/05/2014-18/06/2014 tarihleri arasında … Sanayi ve Ticari Yatırımlar Anonim Şirketi (…) pay piyasasında gerçekleştirilen fiiller ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. Maddesi ve VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinin ihlâl edildiği iddiasıyla gerçekleştirilen soruşturmada, 24/07/2014 tarih ve 747 sayılı Kurul kararıyla davacının savunması istenilmesine karar verilmiş, davacının tarafından 03/09/2014 tarihinde savunma sunulmuş, sunulan savunma yerinde görülmeyerek Kurul tarafından 02/10/2014 tarih ve 973 sayılı karar alınarak davacı hakkında 80.880,02-TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
    Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
    İLGİLİ MEVZUAT:
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”
    ; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.
    Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa âdil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlâl gerçekleşebilmektedir. (SUNAY Dr. Zühal Aysun, Gerekçeli Karar Hakkı ve Temel İlkeleri, Danıştay Dergisi, 2016, sayı 143, s.24-26)
    … Mahkemesi'nin … tarih ve Başvuru No: … sayılı kararında ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, âdil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddî olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, bu sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini mâkûl bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve mâkûl bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde âdil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; mâkûl gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukukî düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usûlüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir.
    Dosyanın incelenmesinden, davacının uyuşmazlık konusu dönemdeki fiilleriyle Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinde yer alan düzenlenmeleri ihlâl ettiği anlaşıldığından temyize konu karar bu bakımdan yerinde ise de, davacının dava dilekçesinde yer verdiği esasa etkili iddialarının kararda karşılanmadığı görülmektedir.
    Davacı tarafından dava ve temyiz dilekçesinde, uyuşmazlık konusu payları ihraç eden şirketin hâkimiyetinde kısa süre önce değişiklik meydana geldiği, şirket hâkim ortağının hakkındaki söylentiler, şirketin kamuya açıklanan veya açıklanmamakla birlikte ilgili piyasada bulunan kişilerce bilinen bilgiler nedeniyle fiyat, hacim ve işlem sayısı bakımından hareketlilik arz ettiği iddiası yönünden yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu şirketin hâkimiyet ve yönetiminde değişiklik meydana gelmediği gibi uyuşmazlık konusu dönemde şirket tarafından kamuyu aydınlatma platformu aracılığıyla yapılan açıklamalarının paylardaki olağan dışı artışı açıklayamadığı, davacı tarafından ise aksini gösterir delil ileri sürülmediği; piyasayı bozucu eylemlerin ne olduğunu bilmediği, piyasayı bozma kastının bulunmadığı, zarar etmiş olması karşısında piyasayı bozucu eylemlerde bulunduğunun kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiası yönünden yapılan incelemede, davacının uyuşmazlık konusu fiilleri bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104. maddesinde, piyasayı bozucu eylemler tanımlanırken piyasayı bozan kişi tarafından menfaat elde edilmesinin ve herhangi bir neticenin aranmadığı, bu bakımdan kabahatin sırf hareket suçu niteliğinde olduğu, anılan Tebliğ'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinde yer alan düzenlenmelerde de herhangi bir neticeye yer verilmediği; idarî para cezasının ölçülü olmadığı iddiası yönünden yapılan incelemede, 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesinde, piyasayı bozucu eylemlerde bulunanlara uygulanacak olan idarî para cezasının alt ve üst sınırının Kanun'da belirlenerek idareye takdir yetkisi tanınmış ancak aynı zamanda düzenlemeyi ihlâl eden kişinin menfaat temin etmiş olması hâlinde verilecek idarî para cezasının temin edilen menfaat miktarının iki katından az olamayacağının düzenlediği ve kanun koyucunun bu düzenlemeyle piyasayı bozucu eylemlerde bulunulmaması için caydırıcı cezalar verilmesini amaçladığı, davacı tarafından 30/05/2014-18/06/2014 tarihleri arasında 45.136,00-TL, 30/05/2014-15/07/2014 tarihleri arasında ise 40.440,00-TL menfaat elde edildiği, davalı idarenin verilebilecek en az idarî para cezasını verdiği ve kanunun amacı da göz önüne alındığında idarî para cezasının ölçülü olduğu görülmüştür.
    Her ne kadar davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerden bu hiçbirisi bulunmamakta ise de, gerekçeli karar hakkı çerçevesinde kararın belirtilen bu gerekçeler eklenerek onanması gerekmektedir.

    KARAR SONUCU :
    Açıklanan nedenlerle;
    1. Davacının temyiz isteminin reddine,
    2. Davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:.. sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
    3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
    4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
    5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
    6. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi