
Esas No: 2017/1692
Karar No: 2022/147
Karar Tarihi: 17.01.2022
Danıştay 10. Daire 2017/1692 Esas 2022/147 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/1692 E. , 2022/147 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/1692
Karar No : 2022/147
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan ...'a ait olan ve ...'in zilyedinde bulunan ... plakalı otomobile, 04/04/2003 tarihinde kaçak olduğundan bahisle Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince el konulduktan sonra polis memuru ...'in sevk ve idaresinde Emniyet Müdürlüğü'ne doğru götürülürken meydana gelen kaza sonucu oluştuğu ileri sürülen 18.547,74 TL maddi zararın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesi'nin 29/04/2015 tarih ve E:2011/2929, K:2015/2148 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle Mahkemelerince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 21/04/2016 tarihli raporunda, zarara neden olan trafik kazasının meydana gelmesinde davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün kusurunun %25, yola akaryakıt dökülmesine sebep olan kimliği belirsiz sürücünün kusurunun %75 oranında olduğu, sürücü polis memurunun ise kusursuz olduğu tespitlerine yer verildiği, dolayısıyla olayda İçişleri Bakanlığına kusur atfedilemeyeceği; diğer davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden ise, davacılara ait otomobilin yolda kaza yapması sonucu oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini amacıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasına kayden sürücü polis memuru ile İçişleri Bakanlığı aleyhine 25/07/2006 tarihinde açılan tazminat davasında bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle düzenlenen raporda uğranılan gerçek zararın 18.547,74 TL olduğunun tespiti edildiği, buna göre 18.547,74 TL zararın davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün kusur oranı olan %25'ine tekabül eden 4.636,94 TL'lik kısmının adli yargıda davanın açıldığı 25/07/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte Karayolları Genel Müdürlüğünce ödenmesi gerektiği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı yönünden davanın reddine, Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : I- Davacı tarafından, davalı İçişleri Bakanlığı'nın kusursuz olarak zararın tamamından sorumlu olduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
II- Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, husumetin idarelerine yöneltilemeyeceği, meydana gelen zarar ile idareleri arasında illiyet bağının bulunmadığı, uğranılan zarardan İçişleri Bakanlığı'nın sorumlu olduğu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalılardan İçişleri Bakanlığı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, diğer davalı idare ile davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan ...'ın maliki, diğer davacı ...'in zilyedi olduğu ... plakalı aracın 04/04/2003 tarihinde Sakarya ili, Söğütlü ilçesinden Adapazarı istikametine seyri sırasında, araç Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince durdurulmuş ve yapılan bilgisayar sorgulamasında aracın kaçak olduğunun ve hakkında arama kaydının bulunduğunun anlaşılması üzerine araca el konulmuştur. Aracın Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmesini teminen polis memuru ...'in sevk ve idaresinde iken Sakarya ili çevre yolu, Küpçüler kavşağında bilinmeyen bir araçtan döküldüğü anlaşılan akaryakıtın yolu kayganlaştırması nedeniyle araç sürücüsü polis memurunun aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde kaza meydana gelmiştir.
Davacılar hakkında kaçakçılık suçundan ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı esasında açılan davada, aracın 05/05/2006 tarihinde davacılara iadesine karar verildikten sonra, araç davacılar tarafından 03/07/2006-05/07/2006 tarihleri arasında tamir ettirilmiş ve davacılarca 25/07/2006 tarihinde polis memuru ve İçişleri Bakanlığı aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davası açılmıştır. Bu dava, 11/11/2008 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile görev yönünden reddedilmiş ve bu karar ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanmıştır.
Davanın görev yönünden reddi kararının onanmasına ilişkin Yargıtay kararının 21/12/2009 tarihinde davacılar vekiline tebliğ edilmesi üzerine, 11/01/2010 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasına bilirkişiler tarafından sunulan 05/06/2008 tarihli raporda belirtilen 18.547,74 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacıların delil yetersizliğinden beraatine ve bu karar ile kaçak olduğu iddiasıyla el konulan aracın iadesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kusursuz (objektif) sorumluluk ise, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, hukuka uygun olarak yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, istisnai bir risk sonucu oluşan, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin etmekle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluğu, “risk ilkesi” (hasar/tehlike/muhatara) ve “kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi” olmak üzere temelde iki başlık altında ele almak mümkündür.
Buna göre, risk ilkesi, idarenin hiçbir kusuru olmasa bile, yürüttüğü tehlikeli/riskli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olmasını ifade etmektedir. İdari faaliyetin bizatihi kendisinin veya faaliyetin yürütülmesinde kullanılan araç ve gereçlerin bünyesinde taşıdığı tehlike nedeniyle hizmeti yürüten kamu görevlilerinin, hizmetten yararlanan kişilerin veya yürütülen hizmetle bağlantısı olmayan üçüncü kişilerin zarara uğraması halinde risk ilkesi uygulama alanı bulmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, davacıların maliki ve zilyedi olduğu araç hakkında yapılan sorgulamada "aranıyor" kaydı çıkması üzerine el konulan aracın polis memurunun sevk ve idaresinde İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken meydana gelen trafik kazası sonucu uğradığı hasarın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
Buna göre, zarara neden olan idari faaliyet, "el koyma" işlemi olmayıp aracın "kamu görevlisince kullanılması"dır. Diğer bir ifadeyle, her ne kadar zarara neden olan trafik kazası, el koyma işlemini müteakip araç idarenin uhdesinde iken gerçekleşmiş ise de, aracın hasar görmesi, el koyma işleminden değil, doğrudan trafik kazasından kaynaklanmıştır. Başka bir anlatımla, davacıların el koyma işlemi nedeniyle uğradıkları zarar, el konulan süre boyunca aracı kullanamamaktan dolayı mahrum kaldıkları gelir şeklinde oluşurken; trafik kazası nedeniyle uğradıkları zarar, araçta meydana gelen hasardır.
Bu itibarla, davaya konu zarar ile uygun illiyet bağı bulunan idari faaliyetin aracın "kamu görevlisince kullanılması" olduğunun kabulü zorunlu olup, davalı İçişleri Bakanlığının olaydaki sorumluluğunun bu çerçevede irdelenmesi gerekmektedir.
Davacıların maliki ve zilyedi olduğu aracı kullanan polis memuru ... hakkında "tehlikeli vasıta kullanmak" suçundan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma neticesinde polis memuru ...'in kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle ... tarih ve ... sayılı takipsizlik kararı verilmiştir.
Aynı doğrultuda, ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 05/06/2008 tarihli kusur raporunda ve İdare Mahkemesine sunulan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin ... tarih ve ... sayılı raporunda, araç sürücüsü polis memurunun kusursuz olduğu belirtilmiştir. Her iki raporda da kazanın meydana gelmesinde yola akaryakıt dökmüş olan plakası belirsiz araç sürücüsünün %75, olay mahallinde gerekli tedbirleri almamış olan ilgili kurum ve kuruluşların ise %25 oranında kusurlu olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Buna göre, meydana gelen kaza ile ilgili olarak sürücü polis memurunun kusursuz olduğuna dair bilirkişi raporları dikkate alındığında, temyize konu İdare Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, İçişleri Bakanlığının kazanın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, zarara yol açan trafik kazasının, aracın davalı Bakanlığın uhdesinde ve himayesinde bulunduğu sırada meydana gelmesi karşısında, anılan idarenin olayda kusursuz sorumluluğu olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
İdarenin, hizmet kusurundan sonra ikincil nitelikteki sorumluluk sebebi olan kusursuz sorumluluk, hukuka uygun idari eylem ve işlemlerden doğan özel ve olağan dışı zararların tazmin edilmesi yükümlülüğünü ifade etmektedir.
Kusursuz sorumluluk sebepleri arasında yer alan risk ilkesi ya da risk sorumluluğu, idarenin hiçbir kusuru olmasa bile, yürüttüğü tehlikeli/riskli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olması demektir.
Risk ilkesi denildiğinde akla ilk olarak mahiyeti itibariyle yüksek risk ve tehlike arz eden durumlar gelse de kara, deniz ve hava taşıtlarının yol açtığı zararlar da idarenin risk ilkesine göre sorumluluğuna yol açabilmektedir. Zira, bu araçların kullanımında her zaman yüksek risk bulunmaktadır.
Bu açıdan, olayda davalı İçişleri Bakanlığı'nın hizmet kusuru bulunmasa da el koyma işlemi sonucu himayesi altına aldığı aracın, personelinin sevk ve idaresinde İl Emniyet Müdürlüğüne götürülürken, dış etkenler nedeniyle meydana gelen kaza sonucu oluşan zarardan kusursuz olarak sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Buna göre, Asliye Hukuk Mahkemesince hasarın tespitine yönelik olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 05/06/2008 tarihli rapor, Dairemizce karara esas alınabilecek nitelikte görüldüğünden, davacıların kaza nedeniyle uğramış oldukları 18.547,74 TL zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı İçişleri Bakanlığı tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.
Davacılara karşı meydana gelen zararın tamamından sorumlu olan davalı İçişleri Bakanlığı'nın, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan Karayolları Genel Müdürlüğü ile kimliği belirsiz üçüncü kişiye karşı adli yargıda rücu davası açabileceği tartışmasızdır.
Ayrıca, işbu bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verilirken İçişleri Bakanlığı zararın tamamından sorumlu olduğundan ve yolun bakım ve onarımından sorumlu idare olan Karayolları Genel Müdürlüğünün bu olaydaki sorumluluğu rücû ilişkisine konu edilebildiğinden, davalı idarelerden Karayolları Genel Müdürlüğü'nün hasım mevkinden çıkartılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.