21. Hukuk Dairesi 2016/3531 E. , 2017/666 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, SSK hizmetleri dikkate alınarak 28.06.2013 tarihli tahsis talebine istinaden SSK"dan aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacıya sadece 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak 28/06/2013 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ve 23/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 63. maddesi uyarınca 30/04/2015 tarihi itibari ile Bağ-Kur veya Tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu olanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını 31/07/2015 tarihine kadar ödememeleri veya yapılandırmamaları halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların ise daha önce ödedikleri primin tam olarak karşıladığı ay sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 16/09/1965 doğumlu olan davacının 28/06/2013 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebinin "Bağ-Kur sonrası 1260 gün şartını yerine getirmediği ve Bağ-Kur sigortalılığından prim borcu bulunduğu" gerekçesiyle reddedildiği, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 10/12/1980 tarih olduğu ve bu tarihten itibaren 28/06/2013 tarihli tahsis talep tarihine kadar 4378 gün 506 sayılı Yasa kapsamında çalışması, 04/12/1985-04/06/1987 tarihleri arasındaki 540 günlük askerlik borçlanması olmak üzere toplam 4918 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı olduğu, 20/10/1999-18/06/2002 ve 29/05/2003-16/05/2013 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa (5510 sayılı Yasa"nın 4/b maddesi) kapsamında sigortalılığı bulunduğu ancak 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ve 23/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 63. maddesi uyarınca davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığına ilişkin primi ödemiş olan hizmet süresinin 20/10/1999-18/06/2002 ve 29/05/2003-31/05/2003 tarihleri arasındaki 960 günlük süre olup, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 31/05/2003 tarihi itibariyle 5510 sayılı Yasa"nın Geçici 63. maddesi kapsamında durdrurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının, 28/06/2013 tarihli tahsis talep tarihi itibariyle 10/12/1980 tarihinden itibaren 4918 gün 506 sayılı Yasa kapsamında, 960 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında olmak üzere toplam 5878 gün sigortalılığı bulunmaktadır. 10/12/1980 sigortalılık başlangıç tarihine göre davacının 506 sayılı Kanunun geçici 81. maddesinin B bendine göre “25 yıl sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurması ve 5075 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunması” şartlarını yerine getirmesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı sadece 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri nedeniyle tarafına aylık bağlanmasını istemiş ise de, 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ve 23/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 63. maddesi uyarınca davacının 20/10/1999-18/06/2002 ve 29/05/2003-31/05/2003 tarihleri arasında 960 gün Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı bulunmakta ve prim borcu bulunmamakta olup, davacı 28/06/2013 tarihi itibariyle 20/10/1999-18/06/2002 ve 29/05/2003-31/05/2003 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı ile birlikte 506 sayılı Yasa"nın geçici 81. maddesi uyarınca yaşlılık aylığına hak kazanmaktadır.
Buna rağmen Mahkemece, davacının yaşlılık aylığı talebi ile ilgili davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Yapılacak iş, yapılan açıklamalar ışığında davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 07/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.