1. Hukuk Dairesi 2019/4412 E. , 2020/4736 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Davacılar, mirasbırakanları ...’nin maliki olduğu 1711, 2357, 3387, 6874, 4678, 1740, 1159 ada 1 ve 714 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devrettiğini, anılan taşınmazların terekenin en değerli taşınmazları olduğunu, devrin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı yapıldığını, öte yandan dava konusu 1740 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığını ileri sürerek, 1740 parsel sayılı taşınmaz yönünden miras paylarına karşılık şimdilik 4.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini, diğer dava konusu taşınmazlar bakımından tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, bilahare tazminat isteklerini arttırmışlardır.Davalı, akdin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, mirasbırakan ve mirasbırakanın eşini ölünceye kadar bakıp gözettiğini, iddiaların yersiz olduğunu, devrin mal kaçırma amacı taşınmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davalının bakım borcunu yerine getirdiği, muvazaanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairece, “... mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında yine aynı ilçede bulunan bağ ve tarla niteliğinde değişik miktarlarda 6 parça taşınmaz bıraktığı, yapılan keşif sonrası alınan raporlar ile dava konusu taşınmazların toplam değerinin 867.452,76 TL olduğu, mirasbırakanın bıraktığı taşınmazların toplam değerinin ise 226.625,65 TL olduğu saptanmıştır. Kaldı ki, bu hesaplamaya düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma akdinde yer verilip davalı tarafından henüz adına tescil ettirilmeyen 3 parça taşınmaz da dahil değildir. Değinilen somut olgular ve yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, mirasbırakanın temlik ettiği taşınmazların, tüm mamelekine oranı dikkate alındığında bunun makul karşılanabilecek sınırı aştığı, mirasbırakanın özellikle terekesinin en değerli taşınmazlarını davalıya temlik ettiği ve dosya kapsamındaki tanık beyanları ile diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.Bilindiği üzere, Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması, sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup, bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK"nin 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK"nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Öte yandan; 6100 sayılı HMK"nin 336/3. maddesinde adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay"a da yapılabileceği açıkça belirtilmiş ve 337/1. maddesinde de duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, davalı adli yardım talepli olarak kararı temyiz etmiş olup adli yardım yönünden yasal şartların oluştuğu görülmekle davalının adli yardım talebinin kabulüne karar verilip, işin esasının incelenmesine geçildi.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçede, delillerin takdirinde ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.Ne var ki, davacıların miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi, kalan payın ise davalı üzerinde bırakılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden;Hükmün 1. bendinin hükümden çıkarılarak yerine hükme 1. bent olarak “ 1-Davanın Kabulü ile; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 714 ada 25 parsel, ...Mahallesi 2253 ada 14 parsel, ... Mahallesi 2131 ada 196 parsel, ... Mahallesi 1703 ada 1 parsel, ... Mahallesi 2784 ada 4 parsel, ... Mahallesi 1738 ada 24 parsel, ... Mahallesi 1159 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının 2/4 paylarının iptali ile 1/4 "er oranda davacılar adına tesciline, bakiye 2/4 payın davalı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin yazılmasına, davalı vekilinin temyizi ve resen yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı HMK"nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.