20. Hukuk Dairesi 2016/11243 E. , 2018/4134 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 08.01.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... İcra Dairesinde başlattığı ilamsız icra takibi sonucunda, icra takibi kesinleşmiş olup, müvekkilin talebi doğrultusunda yapılan gayrimenkul sorgusunda ... tarafından borçlu ..."e ait gayrimenkulüne haciz konulduğunu, müvekkilin gayrimenkulün satışını istediği sırada dosyaya toplamda 3.100,00.-TL para yatırdığını, yapılan satış sırasında ... Tapu Müdürlüğünün, ... İcra Dairesine gönderdiği yazı ile yanlış bir kişinin gayrimenkulüne haciz koyduğunu belirterek, üçüncü kişinin mağdureyitini önlenmesi için ... Tapu Müdürlüğünün satışın durdurulmasını istediğini, ... Tapu Müdürlüğünün ise gelen yazıya istinaden satış işlemlerini durdurduğunu, müvekkil tarafından yatırılan 3.100,00.-TL"nin 1.386,81.-TL"sini iade ettiğini, müvekkilin geriye kalan 1.713,19.-TL"nin ise icra dairesince sarf edildiğini, bu doğrultuda müvekkilin mağduriyetinin söz konusu olduğunu, bu nedenlerle müvekkilin yatırdığı maddi tazminat olarak 1.713,19.-TL, manevi tazminat olarak ise beklentilerinin sonuç vermediğinden 3.286,81.-TL ile toplamda 5.000,00.-TL olmak üzere davalı kurumdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.713,19.-TL maddi tazminat talebinin kabulüne, 3.286,81.-TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir aynî hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
Medenî Kanunun 1007. maddesi gereğince davalı sıfatı Hazinenin olup Tapu Müdürlüğünün davalı sıfatı bulunmadığından tapu müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerekeceği hususu düşünülebilir ise de Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK"nın 2011/9-718 E. - 2012/36 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, HMK’nın 124/4. maddesindeki, “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmü uyarınca, somut olayda, tapu müdürlüğünün davalı gösterilmesinin temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Yargıtay"ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de, davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir. Temsilcide yanılmanın hukukî yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz.
Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan tapu müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin tapu müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden sözedilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re"sen gözetilerek, davanın Hazineye yöneltilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabule göre de; dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden nisbi peşin harç alınmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması ve mahkemece kısa kararda 1.713,19 TL maddi tazminat talebinin kabulüne denilmişse de, bu kısmın kimden tahsil edileceği belirtilmeyerek infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 31/05/2018 günü oy birliği ile karar verildi.