20. Hukuk Dairesi 2016/11650 E. , 2018/4135 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin ... ili, Merkez ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde bulunan 201 nolu parsellerin maliki iken ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/508 Esas - 2008/333 Karar sayılı ilamı ile davalı Hazine adına tescil edildiğini, müvekkillere ait tapuda kayıtlı olan ve yıllar boyunca mülkiyet hakkına dayalı olarak kullanılan taşınmazın ellerinden alındığını, tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu, davacı müvekkillerinin tapu kayıtlarının iptal edilmesi karşısında kendilerine hiçbir maddi karşılık/tazminat verilmediğini ileri sürerek şimdilik 4.000 TL"sinin tapunun davalı adına tescil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24/05/2016 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesiyle talebini 14.404,48 TL"ye yükseltmiş ve 19/12/2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 8.711,02 TL"nin 19/12/2008 tarihinden itibaren işyelecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından dava konusu 201 parsel sayılı taşınmazın 1969 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tapu kaydına dayalı şekilde 3.360 m2 yüzölçümü ve tarla ve koruluk vasfıyla ...adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin itirazı üzerine, tapulama komisyonunun 22/01/1973 tarih ve 211 sayılı kararı ile 460 m2"lik kısmının parselden ayrılarak ifrazı ile orman olarak tescil harici bırakılmasına karr verildiği, 201 parselin geriye kalan 2900 m2"lik kısmının İbrahim adına tescil edildiği, davacı ..."in taşınmazı 26/09/2005 tarihinde satış yoluyla edindiği, 2007 yılında yapılan tahdit çalışmaları sırasında taşınmazın tahdit içine alınması ile Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu ... Asliye Hukuk Mahkmesinin 2007/508 E. - 2008/333 K. sayılı kararıyla 201 parselin davacı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün taraflarca temyiz edilmeksizin 19/12/2008 tarihinde kesinleştiği, davacının ise eldeki davayı 02/10/2016 tarihinde açtığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği yani mülkiyetin kaybedildiği tarih olup, bu tarihe göre gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
-2-
2016/11650 - 2018/4135
Somut olaya gelince ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de, genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün oluşturulduğu, satış yoluyla çekişmeli taşınmazın davacıya geçtiği bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların gerçek zararının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Davacının zararı, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edildiği 19/12/2008 tarihinde oluşmuş olup, mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması ve taşınmazın arazi niteliğinde olduğu belirlenerek net zirai gelir yöntemiyle değerinin belirlenmesi ve mahkemece de üzerinde bulunan kendiliğinden yetişen orman ağaçlarının değerine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak mahkemece 2008 yılına ait çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtilmeden ve 2006 yılına ait üretim brüt gelir çizelgesine göre zararın hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru değildir.
O halde; çekişmeli taşınmaz arazi niteliğinde olduğundan değerlendirme tarihindeki çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişilerden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, çekişmeli taşınmazın sulu-kuru olup olmadıkları, yerleşim alanına uzaklığı iklim şartları, arazilerin toprak ve topoğrafik yapıları ve bölgesindeki konumları gözetilerek, taşınmaz üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri ve yaşları da dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle değerlendirme tarihindeki gerçek değerinin hesaplattırılması, taşınmazın varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerlendirme tarihine göre tespit ettirilmesi, taşınmazın zemin değeri, var ise üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri esas alınarak bu şekilde, 19/12/2008 tarihindeki gerçek zararların saptanması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi kurul raporuna dayalı verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır
Kabule göre de; davalı Hazine harçtan muaf olduğu halde hükmün 3. bendinde yargılama masrafları ile birlikte harçların da davalı Hazineden alınmasına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 31/05/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.