Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/11510
Karar No: 2018/4137
Karar Tarihi: 31.05.2018

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/11510 Esas 2018/4137 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacılar, tapuda kayıtlı olan taşınmazlarının bir kısmının orman kadastrosu sonucunda Hazine adına geçtiğini ve bu sebeple satışının mümkün olmadığını, daha sonra ifraz ederek satış yapabilecek hale getirdiklerini ancak Devlet Su İşleri tarafından kamulaştırma işlemi yapıldığını ve taşınmazın bir kısmının Hazineye devredildiğini iddia ettikleri dava açmıştır. Mahkeme, tapu kaydının hatalı tutulmasından dolayı uğranılan zararın tazmin edilmesi gerektiği ve taşınmazın değerinin net zirai gelir yöntemiyle hesaplanması gerektiğine karar vermiştir. Ancak, bilirkişi raporu eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Kanun Maddeleri:
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesi (Tapu kaydının yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin Devlet tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.)
- Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır.
- Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır.
- Zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacaksa,
20. Hukuk Dairesi         2016/11510 E.  ,  2018/4137 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri adına tapuda kayıtlı bulunan ... 24-a-20-c pafta ve 124 parsel numarasında kain 16250 m2 yüzölçümlü taşınmazın yörede yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda davacıların murisi olan ... adına 26/12/1968 tarihinde tespit ve kayıt gördüğünü, müvekkillerinin murisi taşınmazı uzun yıllar hiçbir sınırlama olmaksızın kullandığını, davaya konu taşınmazın da içinde bulunduğu bölgede orman yasasına göre yapılan ve ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile davaya konu taşınmazın 1393607 m2"lik kısmının Devlet ormanı sınırları içine alındığını, akabinde ise taşınmazın kaydına ilk olarak 15/08/1996 gün ve 2826 yevmiye ile; daha sonrasında 29/08/2002 gün ve 4809 yevmiye ile orman şerhi konulduğunu, kök murisin vefatı üzerine davaya konu taşınmaz, davacı müvekkillerine 06/02/2013 tarihinde intikal ettiğini, intikalden gelen taşınmazı 2013 yılı başlarında o bölgede yapılacak kamulaştırma işlemleri öncesinde müvekkillerinin satmak istediklerinde mülkiyet hakkını kısıtlayıcı satışa engel orman şerhinin varlığından haberdar olduklarını, yapılan araştırmada taşınmazın bir kısmının orman olarak sınırlandırılarak şerh konulduğu, bu sebeple satışının mümkün bulunmadığı, orman alanı olarak sınırlandırılan bölümün ifrazı halinde diğer kısmın satışını yapabileceklerini öğrendiklerini, bunun üzerine Orman Yönetimine başvurarak ifraz talebinde bulunduklarını, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu uyarınca Devlet Ormanı sınırı içerisinde kalan 1393607 m2"lik bölümün orman niteliği ile Hazine adına 1072 parsel numarası ile; 231393 m2"lik bölümü tarla vasfı ile davacılar adına 1073 parsel numarası ile ifraz edildiğini, ifraz işleminin tamamen taşınmazın 3. kişilere satılmasının önünü açmak için yapılmış idari bir işlem olduğunu, taşınmazın hemen bitişiğinde Devlet Su İşleri tarafından ... göleti projesi yapımı kapsamında kamulaştırma işlemlerinin başlatıldığını, 231393 nm2"lik kısmın tamamı kamulaştırılacak alan içerisinde kaldığını, 1072 parsel numarası ile kayıt ve tescil gören bu taşınmazın mülkiyet hakkından müvekkillerinin bedelsiz olarak vazgeçildiği sonucunu doğurmayacağını, taşınmazın bedelinin tazmini talep ve dava hakkından vazgeçildiğine dair bir ibraname veya feragatnamenin Orman Yönetimine verilmediğini, kısmi dava olarak açmış oldukları iş bu davanın kabulü ile fazlaya ilişkin tüm hak ve taleplerinin saklı kalmak kaydı ile taşınmaz bedeli olarak 6.000,00 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Mahkemece davanın kabulü ile, 6.000,00 TL"nin 05/08/2015 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak eşit hisse ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dosya kapsamından dava konusu 124 parselin 1968 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, 16.250 m2 yüzölçümü ve tarla niteliğiyle senetsizden muris Hüsmen Topçular adına tespit ve tescil edildiği, intikal yoluyla 2013 yılında davacılara geçtiği, 1996 yılında taşınmazın tapu kaydına "orman sınırları içinde kalmaktadır" şerhi yazıldığı, davacıların başvurusu üzerine, taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmı ifraz edilerek 1072 parsel altında 13.936,07 m2 yüzölçümü ile orman olarak 12/7/2013 tarihinde hazine adına tescil edildiğ, davacıların ise eldeki davayı 05/08/2015 tarihinde açtıkları anlaşılmıştır.
    4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği yani mülkiyetin kaybedildiği tarih olup, bu tarihe göre gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
    Somut olaya gelince ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de, genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün oluşturulduğu, intikal yoluyla çekişmeli taşınmazın davacılara geçtiği bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların gerçek zararının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Davacının zararı, dava konusu taşınmazın orman içinde kalan kısımlarının taşınmazdan ifraz edilerek 1072 parsel olarak orman olarak tescil edildiği 12/07/2013 tarihinde oluşmuş olup, mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerekmektedir.
    Nevar ki; hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın arazi niteliğinde olduğu belirtilerek net zirai gelir yöntemiyle dava tarihindeki değerleri belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmazın arazi niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, gerçek zararın, aşınmazın orman olaral tescil edilmesile mülkiyetin kaybedildiği 12/07/2013 tarih itibariyle net zirai gelir metoduna göre hesaplanması zorunlu iken, mahkemece dava tarihi itibariyle yapılan değerlendirmeye göre hüküm kurulması doğru değildir.
    O halde; çekişmeli taşınmazlar arazi niteliğinde olduklarından çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişilerden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, çekişmeli taşınmazların sulu-kuru olup olmadıkları, yerleşim alanına uzaklıkları, iklim şartları, arazilerin toprak ve topoğrafik yapıları ve bölgesindeki konumları gözetilerek, taşınmazlar üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri ve yaşları da dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle değerlendirme tarihindeki gerçek değerinin hesaplattırılması, taşınmazların varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerlendirme tarihine göre tespit ettirilmesi, taşınmazın zemin değeri, var ise üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri esas alınarak bu şekilde, 12/07/2013 tarihindeki gerçek zararların saptanması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi kurul raporuna dayalı verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 31/05/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi