Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/1946
Karar No: 2020/4771
Karar Tarihi: 05.10.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/1946 Esas 2020/4771 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Hazine tarafından açılan gaiplik, tapu iptali ve tescil davası ile vakfın talebiyle birleştirilen gaiplik ve vakıf adına tescil davası, kayyım vekili tarafından reddedilmiştir. Dava konusu olan taşınmazın paydaşlarına ulaşılamaması sebebiyle davacı Hazine taşınmazın tescilinin kendisine yapılmasını talep etmiştir. Birleştirilen davada ise, taşınmazın vakfın adına tescili istenmiştir. Mahkeme, asıl davayı reddetmiş, birleştirilen davayı ise kabul etmiştir. Ancak dosyada yeterli araştırma yapılmadığı ve tapu kaydında adı geçen kişilerin gaip olup olmadığının saptanması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, dava konusu taşınmazın sahiplerinin saptanması için nüfus kayıtlarının getirtilmesi, kayıt maliklerinin mirasçıları bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve 5737 sayılı kanunun 17. maddesinin koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kararda ise, 4721 sayılı TMK'nın 588. maddesi ve 5737 sayılı Yasanın 17. maddesi açıklandığı belirtilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2019/1946 E.  ,  2020/4771 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ: GAİPLİK-TAPU İPTALİ VE TESCİL


    Taraflar arasında birleştirilerek görülen gaiplik, tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar asıl davada davacı Hazine vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı Kayyım vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
    -KARAR-
    Asıl dava, 4721 sayılı TMK"nın 588. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise, 5737 sayılı Yasanın 17. maddesine dayalı gaiplik ve vakfı adına tescil isteklerine ilişkindir. Asıl davada davacı Hazine, dava konusu 34 ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a ulaşılamaması sebebiyle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/81 E. 1991/109 K. sayılı ilamı ile ... Defterdarının kayyım atandığını, 10 yıllık kayyım ile idare süresinin dolduğunu ileri sürerek TMK’nın 588.maddesi uyarınca adı geçenlerin gaipliğine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacı ... İdaresi, ... Vakfı’ndan mukataalı olan dava konusu 34 ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarının gaip kişilerden olması sebebiyle ... defterdarının kayyım tayin edildiğini, 5737 sayılı Yasanın 17.maddesi uyarınca taşınmazın vakıf adına tescili gerektiğini ileri sürerek mutasarrıflar hakkında gaiplik kararı verilmek suretiyle, adlarına olan tapu kaydının iptali ile vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleştirilen davada davalı kayyım vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava dilekçesinde yazı kişilerle ile taşınmazın kayıt maliklerinin aynı kişi olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece 30.04.2008 tarihinde onanmış, davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairece; “…dosyada tapu kaydından maliklerin, ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... oğlu Haygunuş olduğu, taşınmazın kaydında "... Vakfından mukataalı " şerhi bulunduğu, nüfus kayıtları ve diğer delillerden, tüm bu kişilerin ... Köyünden Ermeni ve Hristiyan oldukları görülmektedir. Bu durumda, dava dilekçesinde gösterilen kişilerle kayıt maliklerinden ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... oğlu ... aynı kişiler olma ihtimali yüksek görünmektedir. O halde, mahkemece gerek tapu ve gerekse nüfus kayıtlarının dayanağı tüm belgelerin getirtilmesi, gerektiğinde bilirkişi görüşüne başvurulması, dava dilekçesinde yazılı kişiler ile tapu kayıt maliklerinin aynı kişiler olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, diğer kayıt malikleri hakkında da dava açılması gerekiyorsa bu olanağın tanınması, bu arada "mukataa şerhi nedeniyle davanın Vakıflar Genel Müdürlüğüne ihbarı, bu konuda başka dava açılırsa eldeki dava ile birleştirilmesi ve ondan sonra işin esası değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir...” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, TMK 588. maddesine dayalı olarak açılan asıl davanın reddine; birleştirilen davanın ise 5737 Sayılı Yasanın 17. madde koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 34 ada 3 parsel sayılı 549,50 m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 2/11’er eşit paylarla ... oğulları ..., ..., ..., ... ve 1/11’er eşit paylarla ... kızları ..., ..., Hayganuş adlarına 26.11.1942 tarihli kadastro işlemi ile tescil edildiği, taşınmazın kaydında "... Vakfından mukataalı" şerhi bulunduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.05.1991 tarih ve 1991/81 E. 1991/109 K. sayılı ilamı ile adı geçenlere 3561 sayılı Yasa uyarınca Defterdarın kayyım olarak atandığı anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere; 5737 sayılı Yasanın 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup, anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilebilmesi için kayıt maliklerinin gaip olup olmadıkları, mirasçılarının bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir.Ne var ki, mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilmek mümkün değildir.Somut olayda, mahkemece her ne kadar birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan, ... Nüfus Müdürlüğünden verilen 27.01.1929 tarihli ve 30.01.1929 tarihli nüfus kayıtlarından; taşınmazın kayıt maliklerinden ..., ..., ... ve ...’in nüfus kayıtlarının bulunduğu ve bunlardan ..., ... ve ...’in hala sağ olarak gözüktüğü, ...’in de 17.08.1937 tarihinde öldüğü ve sağ olan bir mirasçısının bulunduğu anlaşılmaktadır.
    Hâl böyle olunca, dosya içinde mevcut 27.01.1929 tarihli ve 30.01.1929 tarihli nüfus kayıt belgeleri de eklenmek suretiyle Nüfus Müdürlüğüne yazı yazılarak kayıt maliklerinin mirasçıları bulunup bulunmadığının sorulması, zabıta ve emniyet marifetiyle araştırma yapılması, kayıt maliklerinin mirasçı bırakmadan ölüp ölmediğinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması ve 5737 sayılı Kanun"un 17. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.Davacı Hazine ile davalı kayyımın belirtilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi