1. Hukuk Dairesi 2018/2956 E. , 2020/4789 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL-ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil- ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi; Tetkik Hakimi ..."ın düzenlemiş olduğu rapor okundu, açıklamaları dinlendi, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil - ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası ..."in 115, 97, 9, 116 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı çocukları, torunu ile kendinden önce ölen oğlu ... "e satış suretiyle temlik ettiğini, davalılara karşı açtığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/177 esas ve 2011/69 karar sayılı dosyasında tenkis talebinin reddedildiği; ancak davalıların yargılama sırasında taşınmazları bedelsiz aldıklarını kabul ettiklerini ileri sürerek taşınmazların tapusunun iptali ile miraspayları oranında tapuya tesciline, taşınmazlardan yararlanamaması nedeniyle ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalılar ... , ... ve ... , temliklerin gerçek olduğunu, mirasbırakanın elde ettiği gelirin büyük çoğunluğunu davacının borçları için harcadığını, davacıya 157 ve 197 parsel sayılı taşınmazları kadastro tespiti sırasında verdiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.Mahkemece, muvazaa olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle tapu iptal tescil talebi yönünden davanın kabulüne; ecrimisil talebinin ise şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden;1920 doğumlu mirasbırakan ..."in 04.04.2009 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ... , davalı çocukları ... , ... ve kendinden önce ölen oğlu ... "den olma davalı torunları ... , ... ve ... "nın kaldığı, mirasbırakanın 116 parsel sayılı taşınmazı, 02.09.2004 tarihinde dava dışı ... "e, ... "in de 16.05.2005 tarihinde davalı ..."e, 9 parsel sayılı taşınmazı 05.05.2004 tarihinde davalı ..."ya, 97 parsel sayılı taşınmazı 04.05.2004 tarihinde kendisinden önce ölen oğlu İsmail"e, yine aynı akitte 115 parsel sayılı taşınmazı davalı kızı ... "ye satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK"nin 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
Somut olaya gelince, dinlenen tanık beyanlarından ve geri çevirme ile istenen belgelerden, mirasbırakanın 157 ve 197 parsel sayılı tapusuz taşınmazlarının, kadastro tespiti sırasında hibe yoluyla davacı adına tescilini sağladığı, ayrıca davacının bir kısım borçlarını ödediği, mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla hareket etmediği, asıl amacının mirasçılarına paylaştırma olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, temliklerin muvazaalı olmadığı gözetilerek hükmü temyiz eden davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Davalı ..., ... ve ... vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.